Gölge diyarlarda, başka diyarlara ve zamanda uzağa, başa ve kıça. Kişotvârî güdüler. Tefekkür. Notası notasına, harfi harfine, başka ellerden öykünülen sürümler. Dipnot burada, türev şurada. Organik gelişimin yığını ve kayda düşülmüş tarih. Sklerozlu hücre. Hizasına gelinen organlar. Kendine not: Bağlam lazımsa, ayak izlerini geriye izle. Hepsini yürekten sindir. Çığır. Karmaşıksa tekrar et. Yücelikle terbiye edilene dek. Haz üşür. Ilık. Pervasız, olagelmişin bütününü şimdide talep ediyor. Leylağın gölge diyarlarında. Benzerlik tebeşir tonunda. Akşam ezanı, uzun bozulum. Lavanta çiçeklendikten sonra yavaşça akan akşam... Şaheserlerden sonra... Benzerlerin ve benzeyişlerin gölge diyarlarında son cihaz kırılır, çünkü çok kullanılmıştır. Şimdi yığınların camından geçme uğraşı zamanı. Devinimi durmayan aynı elleri dene. Kanatsızken bile atlıyorsun uçurumdan. Saatsiz yaşam. Geri say. İlahiler söylenmese bile yelken açıyorsun. Çünkü güvenlikle tedirginlik, barışla yorgunluk. Pervasız, olagelmişin bütününü şimdide talep ediyor. * In shadowlands, to other lands and farther in time, to fore and aft. Quixotic motives. Zen. Note for note and word for word, mimetic versions from other hands. Footnote here derivative there. Accumulations of organic growth and recorded past. Sclerotic block. Toe the organ line. Note to self: If you need context, retrace. Ingest it all by heart. Beat it out. If it seems complex, repeat. Until humbled by greatness. Joy shivers. Warm. Reckless, requesting all that is this now. In shadowlands of lilac. Likeness chalk tone. Vesper bells, long decay. The slow evening after lavender asters... After masterpieces... In shadowlands of like and likeness, the last device breaks, overused. Now pressing through the glass of mass. Essay the same continous