Harîrî, Seneka okumuş mudur bilmem ama Makamat'ının ikinci hikayesini bitirirken "Ignis aurum probat, miseria fortes viros"un Arapçasını vermiş olabilir. İnsan soyunun il, dil ve çağ farklarına karşın hikmette ve yaşam bilgilerinde belirgin bir biçimde ortaklaştığına dair bir misal denebilir belki. Gerçi Seneka ömrü boyunca Akdeniz'de dolanmış. Kordoba, Roma, İskenderiye, Korsika... Bağdat (Abbasiler ile parlayan şehir değil, Yeni Babil döneminden bugüne kentlerin kurulup yıkıldığı coğrafya) ve Akdeniz arasındaki münasebetler kadim. Bu yüzden Romalı filozofun aktardığı aforizmi Harîrî'de bulmak pek şaşırtıcı olmayabilir.
Sabri Sevsevil çevirisi (Milli Eğitim Şark Klasikleri baskısı, 1986, s. 34):
"Beni ihtiyarlatan, hâdiselerdir. Hayat, insanları bir kararda bırakmaz, halden hale sokar. Bir şahsa bir gün gülerse, ertesi gün muhakkak onu ağlatır. Onun bir şimşek gibi parlamasına aldanma, çünkü o yağmursuz bir buluttur. Eğer sana bütün düşmanlığı ile, binbir belâsı ile de saldırırsa sen yine sabret; ateş üzerinde kalıptan kalıba girmesinden altına ne zarar gelir?"
Boston'un Rusça telaffuzunun "baston" oluşu ne hoş tesadüf. Baston valsi bu biraz da çünkü. Yaşlı ev, altın rakkas, kadim sonbahar. Nostalcya.
Rozenbaum - Vals Baston
youtu.be/V6-9uyjSNNk?si=...
Rüzgardan armağan, ipekli Çin kumaşından
Üzerinde basit bir elbiseyle,
Halı misali serilen sarı yapraklar üzerinde,
Boston Vals eşliğinde dans etti Sonbahar.
Ilık gün geçip gitti
Ve boğuk boğuk seslendi saksafon
İnsanlar her elden bize geldi
Ve civardaki her çatıdan kuşlar havalandı,
Kanatlarıyla alkışladılar altın rakkası.
Müzikse uzadı, uzadı, uzadıkça uzadı.
Ne sık görüyorum o rüyayı,
O harika rüyamı,
Sonbaharın, Boston Vals eşliğinde bize sergilediği dansını
Yapraklar düşüyor,
Plak dönüyor:
"Gitme, kal benimle, sen benim nazımsın".
Ne sık görüyorum o rüyayı,
O harika rüyamı,
Sonbaharın Boston Vals eşliğinde bize sergilediği dansını
Zevkten sarhoş,
Geçen yıllar yadından ırak
Yaşlı ev nicedir gençliğine aşık