"If you want to stay young forever, you must go to heaven." "Daima genç kalmak istiyorsan cennete gitmelisin." _Şarkı Sözü
Forever young
Bugün çok macera olmayabilir Çalmayı unuttuğumuz o kadar çok şarkı var ki Hüznün uğradığı çok fazla hayal İzin verdiğimiz birçok rüya Çeviri: Vedat Gültekin Müzik: youtu.be/YHRvDo8rUoQ?si=...
Alıntı
Reklam
Alphaville Forever Young 🎶
Alphaville FOREVER YOUNG
Hadi güzelce dans edelim Dans edelim bir süreliğine Cennet bekleyebilir Biz sadece gökyüzünü seyredelim En iyisini umarak ama en kötüsünü bekleyerek Bırakacak mısın bombayı, bırakmayacak mısın? Genç ölelim ya da sonsuza dek yaşayalım Gücümüz yok ama asla, asla demeyelim Bir kum havuzunda oturuyorum Hayat kısa bir yolculuk Müzik hüzünlü adamlar için Bu yarışı kazandığını hayal edebiliyor musun? Altın gibi yüzlerimizi dönüyoruz güneşe doğru Liderlerimizi överek uyum sağlıyoruz Müziğin çalıyor bu çılgın adam tarafından Sonsuza kadar genç Sonsuza kadar genç kalmak istiyorum! Gerçekten sonsuza kadar genç kalmak ister miydin? Sonsuza kadar ya da hiç Bazıları su gibidir, bazıları ateş gibi Bazıları bir melodi bazıları ise ritim Er ya da geç hepsi yok olacak Neden genç kalmıyorlar ki? Bir sebebi olmadan yaşlanmak çok zor Solup giden bir at gibi yok olmak istemiyorum.
Müzik
She doesn't have to be
“You don’t know how much I wish there was another way,” Almira said with great honesty. “I know how you strain against this. It’s your greatest battle. But even when you swore yourself to me, we knew the outcome would be the same.” “I don’t… I don’t know how to be a lady,” Hira admitted sheepishly. Almira smiled a little. “I didn’t know how to be a queen.” A ridiculous statement, for one so fully qualified. Almira didn’t see how she spoke and how she operated, how she bore the weight of the crown with such ease and assuredness. Not even the king could compare to the manner her in the ways she faced her duties without fear. “You were born to be a queen. Uncle Beltran, may the veils protect his soul, taught you from a young age,” Hira said. Almira looked down. She still deeply mourned her father, though she didn’t express it often. He guided all her movements. “Aye, he did.” Almira looked back at her fiercely. “But you and I? We’re the same. We’re sea dragons, born from the same ocean pool. Father couldn’t have lived forever and one day you had to take up this banner and lead. Bach’s death cemented that. I know you’ve been prolonging your departure, but your mother ails, and our country is vulnerable.” She tightened the hold on Hira’s hands. “This is not about you, Hira. This is about our people; they need a leader. These sailors? They’re yours.” She studied Almira’s brown hand, soft and cared for. She was beloved in Easima. Almira smiled a little and touched Hira’s cheek, traveling her fingers over the scar that crossed her face. Hira flinched. “Along with that, you marry when you wish and who you wish. I won’t drive you to such miseries,” Almira finally said. Instant, tentative relief filled Hira, and she smiled brightly at her cousin. “Truly?” “Truly.” The queen
Jcvd // Jean Claude Van damme
van damme'ı sadece kaslı vücudu ve yüksek tekmeleriyle hatırlamak, bu adamın sinemadaki etkisini küçümsemek olur. o, sinemanın rafine ya da entelektüel yüzü değildi; tam tersine, onun sayesinde salon sinemasına gidemeyen milyonlarca genç, video kaset kiralayarak sinema duygusuyla tanıştı. bugün “video efsanesi” denilen kavramı yaratanlardan biri o. dönemin sylvester stallone ya da schwarzenegger gibi daha büyük bütçeli yıldızları varken, van damme kendi kulvarında daha sokaktan, daha samimi bir figürdü. o filmleri izlediğinde “ben de dövüşebilirim” ya da “ben de ayağa kalkabilirim” dedirten bir tarafı vardı. filmlerinde hep bir intikam, aile onuru, dostluk ve yeniden ayağa kalkma teması vardı. hikâyeler belki klasik ama bu duygular evrenseldi. ve van damme, her zaman karakterine bir yaralanmışlık, bir yalnızlık eklerdi. “kickboxer”daki eric'in felç olmasıyla başlayan intikam, ya da “lionheart”ta kardeşinin ölümüyle dövüş kulüplerine girmesi… tüm bunlar onun sadece dövüşçü değil, aynı zamanda kaybeden ama vazgeçmeyen bir adam olduğunu gösteriyordu. ve evet, split hareketi… bugün bir aksiyon ikonunun karizması denince akla gelen ilk şeylerden biri. fakat bu gösterinin arkasında yıllarca süren karate, kickboks ve bale disiplini var. kendisini tam anlamıyla bedenini konuşturarak ifade eden bir oyuncu. bu yüzden o dönem “acting” kavramı sadece mimik değil, fiziksellikle de ölçülüyordu ve van damme bunu en iyi yapanlardandı. zaman geçtikçe yıldızı sönmeye başlasa da “jcvd” gibi filmlerle “ben hâlâ buradayım” dedi. kamera karşısında sadece kaslarını değil, kalbini de açtı. bu filmde bir banka soygununun ortasında rehin alınan, başarısız bir film yıldızını —yani kendini— canlandırdı. gözleri doluydu, sesi titriyordu ve bir sahnede, kameraya dönüp izleyiciye içini döktü. o
Reklam
Reklam