"Ben bir insanım. Toprağına kurban olduğum canım ülkemde yeryüzü sofrasının bir misafiri kadar yer almak ve en fazla o nispette yaşamak istiyorum. Kederle harmanlanmış bu topraklara dair bilinmeyen bir umudum var ve bitmesin istiyorum. İçinden sadece adalet, vicdan ve iyilik geçen kelimeler duymak istiyorum. Doğan her güne, peşin hükümlerden azade uyanmak, onurlu ve haysiyetli yolculuklara korkmadan çıkan yolculardan biri olmak istiyorum."
Ercan Kesal
"Ülkemde Suriyeli istemiyorum demek öyle ağır geliyor ki... Bugün bir zamanların dillere destan şehri Halep' te yaşananların üç gün sonra İstanbul da yaşanmayacağını kim garanti edebilir? Yaşanan zorlukları anlamak için Ege denizinde üstümüzde fason can yelekleriyle nefes almaya çalışmak mı gerekiyor?"
"Yaptığın işte mutsuz olabilirsin, işini sevmeyebilirsin, çalışma koşulların ağırdır, aldığın ücret yeterli değildir, yöneticilerinle anlaşamazsın, bunların hepsi olabilir. Bu olabilirlerin sonu o işe devam etmemek olmamalı. Özellikle bir eğitimcinin mutsuz çalışması ne yazık ki mümkün değil. Mutsuzluk yaşamın bir parçası özellikle her günün kötü haberlerle pekiştirildiği yurdumuzda mutlu olmak garip bile gelebilir. Yeter ki mutsuzluk kaynağı okul ve öğrenciler olmasın. Yaşamın gerçeklerinden uzak dünyaya aşkla bakan öğrencilerin her gün suratı asık biriyle sekiz saat geçiriyor olması çekilmez olacaktır."