112 Öğretmenliğime Notlar

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.203
Gösterim
Adı:
112 Öğretmenliğime Notlar
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059367172
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elma Yayınevi
Öğretmenlik; her günü bir diğerinden farklı, tekrarı olmayan muhteşem bir meslek ve uzun bir öykü. Öğretmenliğe yeni başlayanlar için yaşanmışlıklardan, örnek olaylardan yola çıkarak “akılda bulunsun” diyerek yazıyorum.

Belli mi olur belki bir yerlerde, benzer şeyler yaşanır ve ön öğrenmeler işe yarar. Bu yolculuğun paylaştıkça güzelleşeceğine inananlardanız ve bizimki bu uzun öykünün giriş bölümünün dipnotları olsun.

Öğretmenliğin “öğretmek ve öğrenmek” olduğunu söyleyen Müjdat Ataman, 112 Öğretmenliğime Notlar adlı kitabında deneyimlerinden gelen önerilerini paylaşıyor bizlerle.

Ve Elma Yayınevi,

Duygulara kapattık gözümüzü, kuru bilgilerle doldurup genç beyinleri, kendi yarattığımız sınavlarda geri istiyoruz gereksiz öğretilerimizi, diyerek açık yüreklilikle özeleştiri yapabilen bir öğretmenin okumaya doyamayacağınız kitabıyla buluşturuyor okuyucusunu.

İyi okumalar…
232 syf.
·5 günde·10/10
Çok severek okuduğum ve üşenmeden deftere notlar aldığım bir kitap oldu.
Kitap tüm öğretmenlerin acil durumlarda imdadına yetişecek bir el kitabı olmuş. Her öğretmenin sınıflarda çoğunlukla yaşadığı ve çokça çıkmaza düştüğü sorunlara öneriler mevcut.
Yılların tecrübesini teorikte değil de pratikte aktarması kitabı daha değerli kılıyor. Yıllarını teorikle geçirip pratikte çuvallayan bizler için yardımcı niteliğinde.
Kitapta bahsedilen filmleri de izlemeniz yararınıza olacaktır.
‘’Çok çalışan bir öğretmen görüldüğünde refleks bellidir, ‘Memleketi sen mi kurtaracaksın?’ Evet bu memleket kurtulacaksa bir öğretmen tarafından kurtulacak. Bu yüzden çok çalışmaya devam.’’ -Sayfa 45
’’Yuval Noah Harari’nin kitabı Sapiens’te de geçtiği gibi, ‘Dilimiz dedikodu yapma aracı olarak evrilmiştir.’ Dedikodu yaşamın bir gerçeği, hele de bizim mesleğimizin olmazsa olmazı. Herkes konuşacak, herkes dedikodu yapacak; duyacaklarınızın sizi üzmesini değil geliştirmesini sağlamak sizin elinizde.’’ -Sayfa 116
232 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Kitabın kapağını kapattığımda ilk aklıma gelen ‘’neden bu kitapla atanmadan önce tanışmadım?’’ oldu. Eğitim fakültesinden mezun olmadan, özellikle öğretmen adaylarının okullarla ilk buluştuğu ’staj‘ döneminde okunması gereken bir kitap.
232 syf.
·17 günde·Beğendi·9/10
Yıllanmış ogretmenlere katkisi az olsa da yeni goreve baslayanlar icin rehber ve akil hocasi niteliğinde.
Iyi bir kitap.ozellikle de sinif ogretmenlerinin uygulayabilecegi oneriler mevcut.kapsamli olarak öğretmenliği ele alışı, kendi hayatindan örnekler vermesi, yalin dil kullanmasi kitabi daha da sicaklastirdi.
keske her meslege baslayana zorunlu okutulsaydi.boylelikle pek cok seyi tecrube etmeden ogrenirdik belki. ellerine saglik mujdat ogretmen :)
232 syf.
·98 günde·Beğendi·7/10
Bu kitabı bir öğretmen olarak beğendim gerçekten. Aslında hepimizin bildiği ama uygulamada unutmuş olduğumuz şeyleri hatırlattı bana. Not aldım ve tekrardan uygulamaya başladım.
232 syf.
·343 günde·Puan vermedi
Neredeyse tüm kitabın altını çiziyodum.Başucu kitabı gerçekten . MEB bunu öğretmenlere hediye etmeli.Atanırsam bu kitap elimden düşmez.Anlatım olarak değil genel manada yapılması gerekenler anlatılmış..
Mehmet TURAN
Mehmet TURAN 112 Öğretmenliğime Notlar'ı inceledi.
@turan_42·16 Eyl 2019·Kitabı okumadı
Gerçekten yaşanmışlıklar önemlidir. Devlet veya özel bir öğretmenin yaşadığı ve dogrulari bulmaya çalıştığı güzel bir kitap. Ülke şartlarında öğretmen adaylarının çoğu başka meslekleri hayal ederken öğretmenlikte kendini bulan kişiler diyebiliriz. Ama cocuklarin,isteğin , inancın, çabanın neleri değiştirebileceğini Müjdat hoca bir örnek olarak anlatmış herhalde. Bu 112 meslek tecrubesini farklı örneklerle yaşayan nice ogretmenlerimiz var. Yaşanan sorunlar karşısında belki de daha güzel nitelikle çözüm önerileri sunan meslektaşlarımız. Keşke bunları hep birlikte tartisabilecegimiz imkanlar olsa. Okumak her zaman güzeldir arı biziz bal burada. Güzel çiçekleri her zaman koklayın...iyi okumalar...
232 syf.
·Puan vermedi
Öğretmen adaylarının ve öğretmenlerin kesinlikle okuması gereken bir kitap. Öğretmenlerin sorumlulukları, öğrenci-öğretmen ilişkileri, öğretmen-veli görüşmeleri, öğretmen-yönetim ilişkileri ve birçok konuda fikir sahibi olabileceğiniz hatta pratiğe dökebileceğiniz nitelikte bir kitap.
Öğretmenlerin özlülük haklarını bilmelerinin ne derece önemli olduğunu, deneyimli deneyimsiz öğretmenlerin birbirlerine ne çok şey öğretebileceğini anlatan sınıfta öğretmenin nasıl otoriteyi kurması gerektiğini ve nasıl dersi etkili şekilde isleyebilecigini örneklerle anlatan bir kitap. Okuma alışkanlığının da üzerinde durulması benim dikkatimi çekti ve çok sevdim. Öğrencilerime bu alışkanlığı kazandırmak ne derece önemli ve nasıl kazandırabiliriz? Bu tarz sorulara örneklerle ve oyunlarla çok güzel cevaplar veriyor. Dikkatimi çeken bir diğer konuda müfettiş konusu oldu. Istersek dersimize almayabiliyormusuz şaşırdım doğrusu :)
Daha ilgimi çeken bircok sey ve ilerde benimde denemek istediğim bir sürü öneri var. Ben sıkılmadan çok zevk alarak okudum.
Keyifli okumalar...
232 syf.
·Beğendi·10/10
Eğitim fakültelerinde ders kitabı olması gereken kitaplardan biri. Müjdat Ataman in bütün kitapları bu nitelikte bana göre. Kitap okunup bitirilmiştir, sürekli karıştırıp bir iki sayfa okutturuyor kendini. Başucu kitabı yani. Motive olmak için de iki satır okumak yetiyor. Boylece büyük bir heyecan ve ilhamla sınıfa girip olağanüstü eğlenceli zaman geçiriyorsunuz sınıfta. Çok etkili bir kitap
230 syf.
·14 günde·Beğendi·Puan vermedi
Öğretmenlik mesleği ile ilgili sürekli tekrarlanagelen teorik bilgilerin yazıldığı birçok kitap var eğitim camiasında. Ben de büyük bir hevesle okur, benden daha donanımlı olan bu öğretmenlerimden öğrenecek bir şeylerim olduğuna inanırdım. Hala da okuyorum. Mutlaka faydası oluyor fakat hep sığ ve tekrarlanan bilgiler, fikirler..
112’de farklı olarak ilgimi çeken noktalar
öz eleştiri yapabilen, öğretmenliği mutfağından anlatan, kendi çocukluğunda yaşamış olduğu hayal kırıklıklarıyla ortak duygular hissettiren, fark edilme duygusunu bize yaşatan ve fark edilmeyi bekleyen birçok insana umut olma düşünü bize en samimi duygularıyla aktaran bir yazar. Kitabı okurken Müjdat hocamızla çay kahve eşliğinde sohbet ediyor gibi hissedebilirsiniz. İç dünyamızda düşünüp dile dökemediğimiz birçok eksikliklerimizi, kaygılarımızı, üzüntülerimizi bizim yerimize tozlu raflardan kaldırıp önümüze seriyor ve işe yarayacak çözümler üretiyor.
İyi ki tanıdım.
Kalemine sağlık hocamızın.
232 syf.
·72 günde·Beğendi·9/10
Neredeyse tüm kitaba işaret koydum, sayfalarını çizerek okudum, alıntı yapmaya doyamadım.. Hayatıma ilmek ilmek işledi tam da Öğretmenliğe başladığım dönemde kitabı bitirmek çok güzeldi. Bir sürü deneyimi ben yaşamadan yaşattı, birçok konuda uyardı vesselam fazlasıyla yol gösterici..
Tüm öğretmen ve öğretmen adaylarının okuması dileğiyle..
232 syf.
·10 günde·10/10
Mesleğe dair okuduğun en nitelikli kitap hangisidir sorusuna hiç düşünmeden vereceğim bir yanıt!
Müjdat Ataman Öğretmen'in okuduğum üçüncü kitabı. Müjdat Ataman'ın en belirgin özellikleri kendi hatalarından beslenmesi, öğrenmekten korkmaması, değişime açık bir öğretmen olması. En önemli niteliği ise her koşulda çocukların hakkını savunan gerçek bir öğretmen olması... Böyle öğretmenlere öyle gereksinmemiz var ki!

Kitapta mükemmel öğretmen imajı çizmemiş. Aksine yaptığı hataları cesurca paylaşmış. Ben de okurken satır aralarında "Özür dilerim çocuklar." diyerek birçok konuda aydınlandım. Özeleştiri yaptım. Notlar aldım. Doğru bildiğim birçok yanlışı kişisel tarihime gömdüm. O yüzden bu kitabın yazarına minnettarım.

ÖĞRETMENLİĞİN İLK YILLARI
"Ben nasıl büyük adam olacağım?" sorusunun yerini "Ben nasıl öğretmen olacağım?" sorusu almıştı. Yolun başındaydım. Çok heyecanlıydım. İyi niyetliydim. Kendime dağlar kadar sorumluluk yüklemiştim. Hayalim büyüktü. Tek başıma koca okulu bırakın atandığım ilçeyi değiştirecektim. Ben tam bir düşseverdim! Ben de Müjdat Ataman gibi bacaklarım titreye titreye atandığım okula gittim. Kocaman binanın karşısında minicik kalmış olmalıyım. Hemencecik dört elle sarıldım göreve. Her sınıfın bambaşka bir havası vardı. Her çocuğun bambaşka bir rengi...

İlk dersimde aldığım soruyla kalakalmıştım: "Öğretmenim siz de bizi notla tehdit edecek misiniz?" Şimdi bu sorunun ne kadar önemli olduğunu görüyorum. Çünkü altında başka bir soruyu barındırıyordu: "Sen nasıl bir öğretmen olacaksın?"
Haydi bir öğrencilik yıllarıma gidelim.
Sancılı bir öğrenciydim. Okuldan kaçardım. Öğretmenlerin çoğundan nefret ederdim. Okulda anlamaz gelir uzaktan eğitimden yararlanırdım. Bir gün matematik öğretmenim: "Sınıfta sorularıma parmak kaldırmıyorsun. Nasıl bu puanı alıyorsun? Bir daha seni en öne oturtacağım, sen kesin kopya çektin." demesiyle çıldırdım. Ergenliğin isyankarlığıyla "Ben sizden hiçbir şey anlamıyorum. Eve gidip ekol hocadan dinliyorum. Siz sadece üç kişinin öğretmenisiniz." diye lafı yapıştırdım. Hem başaracağıma yönelik bir inancı yoktu hem de kişiliğime saldırmıştı. Bunun gibi çok sorun yaşadım. Edebiyat derslerinde konuşurdum sadece. Aruz ölçüleri devreye girince orada da sustum. Böyle yaşantılara sahiptim.


Çocukluğumla aramda çok güçlü bir bağ vardı. Öğrencilik yıllarımın her sayfası belleğimde tazeliğini koruyordu. Dolayısıyla çocuğun gözleriyle bakabiliyordum. Ancak bir sorun vardı. Çocuklar korku kültürü ile yetiştirildiği için onlara gerçekten değer veren yetişkinleri istismar ediyordu. Ne yazık ki birçoğunun içine yetişkin kaçmıştı. Benim içimdeki çocuk da bu yetişkinlerin saldırısına zaman zaman uğruyordu. Kendimi korumalıydım, ancak kızdığım öğretmenlere benzemeden...


Çok çaresiz kaldığım zamanlar oldu. Türkçe bilmeyen Suriyeli öğrencilerim savaşı içselleştirmişti. Okul yaşamın korkunç bir provasıydı. Çocukların arasındaki güç ilişkileri, iktidar savaşları, yakınmalar, şikayetler, dili işgal eden küfürler, ötelenen çocuklar vs. vs. Bir gün Efe adındaki bir öğrencim evden getirdiği bir sopayı bana uzattı. Şaşırarak "Bu nedir?" diye sordum. "Öğretmenim biz dayak yemeyince adam olmayız. Evde babam beni bununla döver. İşe yarıyor." dedi gülerek. Birkaç öğrenci "O zaman önce Efe'den başlayın." dedi. Canım öğrencim, benim acemiliğimi sezmiş olsa gerek, bana yardımcı olmak için yaşamındaki yetişkinlerin çözüm yolunu gösteriyordu. Üstelik o sopanın kendisini de hedef alma ihtimali olmasına rağmen... Bu anım beni hem gülümsetir, hem de içimi acıtır. Çünkü bu topraklarda şiddetin sızmadığı bir sevgi bulmak zordur. Şiddetli sevgileri nasıl da kanıksamışız. Kurban olmadan kimseleri sevemiyoruz.

Bu paragrafı mesleğe yeni başlayan arkadaşlarım için yazıyorum. Ben de mesleğin başındayım. Yüz yıl da geçse başında olacağım. Her an öğrenen bir çocuk. Kendi eksiklerini fark edip çocukça utanan ancak bu utanma ile kalmayan SIRADAN bir insan. Evet evet utanç iyi bir duygudur. Ondan kurtulmak için adım atmamızı sağlar. Utanç kurtarıcıdır. Neyse konumuza dönelim. Hani bazı insanlar vardır. Onlardan destek beklediğinizi hissettiğinizde sağlam bir nutuk atarlar. Sanki gerçeği avuçlarında barındırıyormuş gibi bir kibir... Daha da kendinize kaçmanızı sağlarlar. Bütün bunların bilincinde biri olarak sözcüklerimi titizlikle seçiyorum. Çünkü ben de senin gibiyim. Salt kuramsal bilgilerle yetiştirilip sahaya salınan bir öğretmen... Sınıflarda, o korkunç sorunlarla yalnız kalan binlercesinden sadece bir tanesi... Naçizane kendi öğrendiklerimi paylaşacağım: İşe en başta çocukları tanımakla başlayalım. Çünkü onları tanımak işimizi çok kolaylaştırıyor. Onların isimlerini mutlaka öğrenelim. İsimleriyle seslenelim. Onlara gerçekten değer verelim. Başarısızlık duygusunu tattırmak yerine iyi olduğu konulara destek verelim. Bir çocuğu sınıfta övdüğünüz zaman, elbette çabasını ve öne çıkan iyi davranışlarını, gözlerindeki mutluluk ışığı ve arkasındaki olumlu davranış değişikliği görülmeye değer doğrusu. :) Onlara tutamayacağımız sözler vermemek çok önemli. Güvenleri zedelenmesin hiç. En önemli noktalardan biri de sınıf içerisinde onlara adil davranmak. Sık sık adalete vurgu yapmak öyle önemli ki. Bir yerden sonra kendileri sorguya çekiyor sizi "Bu adaletli mi? Şu adaletli mi?" Bırakalım çeksinler. Demokrasi kültürünü ediniriz. Bu mesleğin anahtar sözcüklerinden biri de SABIR! Sakin kalmayı başarmamız gerekiyor. Biliyorum bu çok zor. Çünkü şiddeti öyle kanıksadık ki çözüm yolu olarak doğrudan ona yöneliyoruz. (Fiziksel şiddete kesinlikle hakkımız yok. Bir insana yapılacak büyük kötülük budur. Bunu burada vurgulayayım.)Şiddet derken sözel şiddeti söylüyorum. Farkında değiliz ancak çocuklar bununla da karşı karşıya. Çünkü kültürel kodlarımızda sorun var. İçselleştirmişiz, farkında bile değiliz. Bunu aşmak için kendimizi sık sık sorguya çekmeliyiz. Gerekirse her ders sonrası... Bir diğer konu ise çocukları asla kıyaslamamak... Kıyaslamak rekabet ve hırsı doğurur. Oysa gereksinmemiz olan şey AZİM! Bu süreçte çocukların hata yapmasına izin verelim. KENDİMİZİN DE! Hata yapmak hepimizin hakkı! Düşmeden, emeklemeden kim yürüdü? Bu hatalarımız korkunç yanlışlar olmasın. Bir çocuğun gözyaşları olmayalım yeter. Her şey geçiyor ancak bu sızı geçmiyor... Okulun ilk haftaları çatışmanın en yoğun olduğu zaman dilimleridir. Hem fiziksel hem de psikolojik olarak dayanıklı olmak için gerekli besinleri edinelim. Sabır ve hoşgörü kotamız sınırsız olsun mümkünse! Çünkü bu sürede bizi deniyorlar. Eğer bağırma, kızma gibi öfkeli tutumlarla karşılık verirsek onlar için bir fark yaratamayız. Hayatında zaten bundan fazlasıyla var. "SEN DE YENİ DEĞİLSİN ONUN İÇİN." Sorunlar yaşayacaklar. Bol bol şikayet edecekler. Şikayet tahtası olacaksınız resmen. Onları dinlemek gerek. Çözüm yolları önererek rehberlik edebiliriz. Biliyorum bunun için teneffüs yetmiyor. Eee biz de robot değiliz, karşılamamız gereken gereksinimlerimiz var. Bunun için şöyle bir yol buldum. Çocukların sorunlarını yazarak bana iletmesi... Böylece uygun olunca okuyup onlara dönüyordum. Kendi çözebilecekleri sorunlara karışmamayı yeğliyorum. Ancak ortada bir akran istismarı varsa gereken hemen yapılmalı. Öğretmenlik de şöyle bir durum da söz konusu. Herkes sizi yönlendirmeye çalışıyor. Özellikle vurgulamak istiyorum. Bizler eğitim fakültesinden velilerin "kişisel" beklentilerini doyum noktasına ulaştırmak için mezun olmadık. Çocuklara vermemiz gerekenler öğretim programlarında mevcut. Çoğu çocukların sadece test çözmesini istiyor. Kitap bile almıyorlar. Çocuğun edinmesi gereken becerileri gel de anlat. Biraz doluyum. Neyse. :) Sevgi bu süreçte kendiliğinden oluşur. Çocukların da bizlerin sevgi boşlukları olabilir. Sevgisiz eylem de boştur zaten. Ancak sevgi sarhoşu olmamak gerek. Yani bir çocuğun sevgisini kazandıktan sonra iş bitmiyor. Ona yönelik sorumluluklarımız var. Çocuğa dürüst olarak gelişimine odaklanalım. Çocukların duygu dünyaları çabuk değişir. Beni canı gibi seven öğrencilerim gün geliyor selam vermeden geçiyor. Alınıp küsüp tavır almayalım. Çocuktan sevgi bekleyerek öğretmenlik yapılmaz. Sevgi kendiliğinden var olur. Ne de güzel olur. :)
Bir diğer konu ise günlük planlar ve bir öğretmenin kendi arşivini oluşturması. Bu gerçekten bir öğretmenin gelişimi için olmazsa olmaz unsurlar.
Müfredatta yok ancak ben vurgulamak istiyorum. Çocukların özgüven kazanması için elimizden geleni yapalım. Bir kuşun kanatlarını yolarak uçmasını sağlayamazsınız. Özgüveni okullarda yitiriyoruz. Bunu test etmek için herkes kendi okul yıllarına bakabilir. Benim özenle üzerinde durduğum konu bu.

Memleketi sen mi kurtacaksın?
Çalış çalış nereye kadar!
Hayatını yaşamıyorsun!
Gibi gibi saldırılara açık olmak gerekir.
Çünkü bizler fabrikada herhangi bir nesne üreticisi değiliz. Karşımızda çocuk var. Ürünümüz çocuk. Sorumluluk ağır.
Tabii yaşamamız gerekenleri de yaşayalım.
Çünkü kişisel hayatında mutsuz olan bir öğretmen ister istemez taşır bunu sınıfa...
Ama yine de biz içimizdeki kopan fırtınalara inat derse gülerek girelim. Sanırım bu bizi usta bir oyuncu da kılar.

ÇOCUKLAR ASIL ÖĞRETMENLERDİR.

KEYİFLİ OKUMALAR!
232 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Öğretmenliğe yeni başlayacak olan, halihazırda görev yapan, ara verip de geri dönecek olan tüm öğretmenler için tecrübelerden damıtılmış tam 112 nottan oluşuyor kitap.

Eğitim sorunlarımızı sayıp döküyor ama çözüme dair pek de bir şey konuşmuyor adım atmıyorız. İşte kitap bu noktada büyük sonuçlara götürecek küçük adımlar minik öneriler sunuyor. Mesleğinizi yaparken karşılaşmanız kaçınılmaz olan sorunları ve bu sorunlara çözüm önerilerini bulacaksınız kitapta.

Hatalarından ders çıkarmış tecrübeli bir öğretmenin bu samimi notlarından bir öğretmen ve bir anne olarak çokça not çıkardım kendime. Ara ara ele alıp tazelenmelik bir kitap olarak kitaplığımda yerini aldı...
Okuyun...
Elinize ne gecerse okuyun, sadece mesleğiniz ile ilgili değil tüm alanlarla ilgili kendinizi geliştirin. Birikim okuyarak oluşur.
Tüm bilimsel araştırmalar öğrenmenin parmak izi kadar farklı olduğunu söylerken, bizim bir parmak izine göre biçimlendirdiğimiz dersimizde herkesin aynı oranda öğrenmesini beklemek yersiz olacaktır.
"Ah canım buna mı üzülüyorsun, ben de bir şey var sandım", evet ona üzülüyor ve üzüldüğü, senin basit gördüğün şey onun için çok önemli.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
112 Öğretmenliğime Notlar
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059367172
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elma Yayınevi
Öğretmenlik; her günü bir diğerinden farklı, tekrarı olmayan muhteşem bir meslek ve uzun bir öykü. Öğretmenliğe yeni başlayanlar için yaşanmışlıklardan, örnek olaylardan yola çıkarak “akılda bulunsun” diyerek yazıyorum.

Belli mi olur belki bir yerlerde, benzer şeyler yaşanır ve ön öğrenmeler işe yarar. Bu yolculuğun paylaştıkça güzelleşeceğine inananlardanız ve bizimki bu uzun öykünün giriş bölümünün dipnotları olsun.

Öğretmenliğin “öğretmek ve öğrenmek” olduğunu söyleyen Müjdat Ataman, 112 Öğretmenliğime Notlar adlı kitabında deneyimlerinden gelen önerilerini paylaşıyor bizlerle.

Ve Elma Yayınevi,

Duygulara kapattık gözümüzü, kuru bilgilerle doldurup genç beyinleri, kendi yarattığımız sınavlarda geri istiyoruz gereksiz öğretilerimizi, diyerek açık yüreklilikle özeleştiri yapabilen bir öğretmenin okumaya doyamayacağınız kitabıyla buluşturuyor okuyucusunu.

İyi okumalar…

Kitabı okuyanlar 454 okur

  • Gizem Vardar
  • Şeyma Gür
  • Aysu çetin
  • Özge
  • Hülya
  • Hakan DAGDEMİR
  • Meryem başaran
  • Ece
  • Ömer
  • Alev Çakır

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50.7 (70)
9
%22.5 (31)
8
%13.8 (19)
7
%10.1 (14)
6
%0.7 (1)
5
%2.2 (3)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0