Yusuf İslam, bir alıntı ekledi.
07 May 01:47 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Sigara Türkiye'ye Nasıl Girdi?
İngilizlerle dostluk tam kıvamında idi. O tarihe gelinceye kadar Türkiyede tütünü bilen yoktu. Türkiyeye tütünü Kıralıça Elizabet soktu (1600). Peçevi İbrahim Efendi, İstanbul'a tütünün nasıl geldiğini şöyle anlatıyor:
"Fi sen tis'a ve elf (1009) (1600) hududunda İngiliz keferesi getürdiler. Ve bazı emrazı ratba şifa olmak namına satdılar. Ehli keyiften bazı yaran "Keyfe müsaadesi vardı" deyü mübtela oldular. Giderek ehli keyf olmayanlar dahi istimal eder oldular. Hatta kibarı ulemadan ve eshabı devletden niceleri ol ibtilaya uğradılar. Kahvelerde erazil ve ebaşın kesreti istimalinden kahveler gök tütün olub içinde olanlar biri birin görmemek mertebelerine vardı. Esvak ve bazarda dahi lüle ellerinden düşmaz oldu. Biri birin yüzine gözine: "Püf, püf!" deyü esvak ve mahallatı dahi kokuttılar. Ve hakkına nice yave eş'ar nazmidüb bimünasebet okutdılar. Bazı ahbab ile bir nice defa münakaşa vaki oldu. "Bunun rayihai kerihesi hemen ademin rüşü amamesin ve zahrındaki camesin, hususan içinde istimal itdiği hanesin bedbuy itdiğinden gayri halı ve kiçe makulesin ve firaş hanesin cabeca ihrak itdiği ve remadü fahmı ve serapa telvis olundığı ve badelnevm dimağa suud iden rayihai habisesi ve bundan kanaat gelmiyüb muttasıl istimal ile karü ksibden ve elleri amelden kaldığı ve bunun emsali nice mazarratı fahişe var ike safası ve nef'i nedir?" didikde "Bir eğlencedir. Bundan gayri safası zevke dairdir" dimekden gayri bir cevab iradına kadir olmamışlardır. Halbuki bundan ruhani bir safa ihtimali yokdur ki zevke dair ola. Bu cevab, cevab olmaz. Mahzı mükaberedir. Ve cümleden kat'i nazar, mahmiyei aliyyesi Kostantiniyyede kaç defa hariki azime bais olmuştur. Nice yüz bin adem ol ateşe yanmış yakılmışdır. Ancak zahiren forsa gemilerde vardayanlar istimal ile bir mikdar def'i hab itmekle forsa nigehanlığına nef'i var idiği inkar olunmaz. Ve rutubeti def idüp yübuset iras ider. Amma bu kadar intifaı kalil içün mazarratı kesire irtikabı aklen ve naklen caiz görülmez. Kırk beş tarihine gelince süyu ve şöhreti olmertebede idiki kabili tahrir ve tabir değildir.

Türkler ve Kraliçe Elizabet (1200-1255), Ahmed Refik (Sayfa 13)Türkler ve Kraliçe Elizabet (1200-1255), Ahmed Refik (Sayfa 13)
Yusuf İslam, bir alıntı ekledi.
28 Nis 01:14 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Oruç Reis'in forsa (kürek mahkumu) olduğu kalitede (19-24 oturaklı ağır donanma gemisi) bir papaz vardı.
Bu papaz kafirlere:
O, Oruç Reis dedikleri kafir ile çok konuşmaktan sakının. Zira, Müslümanlık bakımından çok okuyup bilmiştir. Anlarım ki, benden çok yukarı bir papaza benzer. Siz onu aklınızca dininden çıkarmaya çalışırsınız amma, korkarım ki, o sizin cümlenizi turkuvaz ider. Ondan alarga durun.

Barbaros Hayreddin Paşa'nın Hatıraları, M. Ertuğrul Düzdağ (Sayfa 67 - Tercüman)Barbaros Hayreddin Paşa'nın Hatıraları, M. Ertuğrul Düzdağ (Sayfa 67 - Tercüman)
Abdullah Dağlı, bir alıntı ekledi.
24 Mar 17:59

FORSA

gurbeti hançer
yapıp gezinir
kendi zincirine
vurgun forsa.

devrilen turuncu
bir ayın şavkında
aras gözyaşı akar
hemşeri göçmen kuşa.

horasan'dan yeni
kalkan bir tren
nasıl saplanmışsa
kara ve acıya.

sensin, yüküyle
batmış mavna
kurt ağızlı
gecenin ortasına.

Karşı Gece, Behçet AysanKarşı Gece, Behçet Aysan
Halil Korkmaz, Forsa Halil'i inceledi.
20 Mar 19:35 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · Puan vermedi

#Tarih Dergisi ödüllü bulmacasından hediye olarak göndermeseydi, "Forsa Halil" benim para ile alacağım bir kitap değildi.
Çünkü mutlaka okunması gereken bilgi kaynağı pek çok kitap varken, tamamen hayal ürünü bu tür kitaplara ayıracak zamanım yok maalesef ama polisiye roman seven ve vakti olanların sevebileceği bir kitap.
Kitap kurgu olsa da hikâyede işlenen cinayetler 16. Yüzyıl hatta günümüz İstanbul'u için gayet olağan ve sıradan hadiseler.
Ayrıca yazar bu kitapta 16. yy İstanbul’unun gündelik yaşamından oldukça gerçekçi kesitler sunuyor.

TUTKU
Uzun ve şehirler arası bir yolda gömüldü yüreğim bir cam kenarı yalnızlığına, akıp giden yaşanmışlıklar aks ediyor otobüs camına.
Susmak çare olmuyor yüreğimin çırpınan sesine.
Forsa olmuş yüreğim gönül limanına..
Dağılmış bütün yapraklar kar-Bora’n geceler...
Dağılmış gençliğim ayak diplerine ne sen farkındasın şu çirkin yüzümün ne de zeytin siyahı gözlerin değiyor gözlerime... nedeni Yok sana olan bu tutkumun. Belki aşk belki kısa bir heves ama Yok buda değil bu sana adanmışlık halim bu sende bir bütün olma halim...
Belki bir Tanrı olmalıydın, kutsallığının anlamı yok.!
Sana tıpınmak için bir mabede de ihtiyaç yok.!
Yüreğim en büyük mabeddir sana.
Eyyüp Cengiz
15/01/2018

Hilal Köfteci, bir alıntı ekledi.
18 Şub 00:29

forsa
"Kara Memiş, o vakit, birdenbire gençleşmiş bir kaplan gibi doğruldu. Duramıyordu.Kalkan kılıç istedi.Sonra geminin arkasında sallanan sancağı göstererek,
Şehit olursam bunu üzerime örtün! Vatan, al bayrağın dalgalandığı yer değil midir?"

Seçme Hikayeler, Ömer Seyfettin (Sayfa 35 - Şule yayınları)Seçme Hikayeler, Ömer Seyfettin (Sayfa 35 - Şule yayınları)
Salih Özbek, bir alıntı ekledi.
13 Şub 00:01 · Kitabı okuyor · Beğendi · 10/10 puan

Boğazımızı sıkanlara, gözlerimizi kapatanlara göstermeliyiz ki, biz her şeyi görüyoruz , ne aptalız ne de de hayvan; yalnızca yemek değil, yaşamak da istiyoruz, yaşama layık yaratıklar olarak yaşamak! Düşmanlarımıza şunu göstermeliyiz ki, bize empoze ettikleri forsa yaşantısı, akıl yoluyla onlarla boy ölçüşmemize, hatta onlardan daha üstün olmamıza engel olamaz!..

Ana, Maksim Gorki (Sayfa 28 - Roman Yayınları 20.basım)Ana, Maksim Gorki (Sayfa 28 - Roman Yayınları 20.basım)