Seyahatte, kafanı boşaltmışken iyi düşünürsün; bir yerden bir yere giderken iyi düşünürsün; yürürken, yemek yerken iyi düşünürsün. Tuvalette bile düşünürsün yahu! Ama iyi düşünmek için esasen yalnız kalmak gerekir. Bu temel şarttır. Yalnız kalmayı bilmeyen milletlerden fazla bir şey çıkmaz. Mesela iyi bir düşünür çıkmaz.
Ben gençlik yıllarımdan beri sabahları çalışmaya gayret ettim. Okuyacaksam, sabahları okudum; yazacaksam, sabahları yazdım. İnsan sabah okuduğu metinleri asla unutmaz. Bunun da basit bir sebebi var. Zihin boşken, vücut diriyken, kafa dinçken okumal; çalışmanın verimini kat kat artırır.
Hepimiz zaman zaman tembellik yapmışızdır ama bu bir defa olur iki defa olur. Tekrarlarsa, sen zaten o işi yapmak istemiyorsun demektir. O işle bir alakan yokmuş velli ki, o işe saygın yokmuş. İnsanlar işini seçebilmeli ve başından o işe âşık olmalı. Bizim ülkemizde insanların çoğu seçtiği işe tesadüfen gelmiştir. O nedenle çalışkan olan dahi zamanla nereye yürüdüğünü bilmez ve zihni uyuşur.
İşinizi doğru seçin. Daha en başından âşık olduğunuz bir işi yapmaya gayret edin. Bunu yapmazsanız, ne kadar çalışkan olsanız da hayattaki gayenizi kaybedersiniz, zihniniz uyuşur.
Çok çalışmak maalesef bizde pek işe yaramaz, çünkü suistimal edilir. Çok açık ki evvela patronlar çalışma hayatını suistimal eder; onlar etmezse, biz kendimiz ederiz.
Bir defa işleri yayma merakımız vardır. Türkler işi başta çok güzel götürür ama sonra tamamlamaz; işi teslim etmekte güçlük çeker.