Aşk, yayınlarla ve halkın ilgisiyle besiye çekilmesi gereken kötü ve çirkin bir şey midir? Öyle görünüyor. Oturup kafayı yiyene kadar bunları düşündüm.
Kafamı duvarlara vura vura kendime sorduğum soru buydu. Sadece senin için değil herkes için sordum. Görüyorsun değil mi, değişmedim ben. Aynı kemiklerin üzerinde aynı ten, ellerim de aynı, ayaklarım da aynı on parmak. Aynı adamım. Ne yeni bir erdem sahibi oldum ne de yeni bir gücüm var. Beynim, eski beyin. Edebiyatta veya felsefede yeni bir fikir ortaya atmadım. Kimse beni istemezken hangi kıymete sahipsem şimdi de öyleyim. Şu anda kafamı en çok kurcalayan şey, beni neden istedikleri.
“Yolun sonunda beni bekleyen sen olduğun için asla kaytarmadım. Bilir misin, huzur içinde uykuya dalmak nedir, tamamen unuttum. Doyasıya uyumuş halde yataktan kalkmayalı milyonlarca yıl olmuştur. Hep saatle kalkıyorum. Erken de yatsam, geç de yatsam saati kurarım; zaten gece uyumadan önceki son hareketim saati kurmak ve lambayı söndürmek.”