Hayatı yaşamanın iki yolu var: Bir tanesi, kaderinin sorumluluğunu üstlenmek, kendi kararlarını kendi vermek ve uygulamak, avantaj ve dezavantajları, mutluluk ve mutsuzluğu kabul etmek; cesurca, dürüstçe, pazarlık etmeden, yüce gönüllülük ve tevazuyla. Diğeri ise, kaderini aramak: Ama insan onu ararken sadece gücünü, zamanını, hayallerini, doğru ve iyi anlamdaki körlüğünü, içgüdülerini değil, kendi değerini de kaybeder. Gittikçe yoksullaşır; yeni gelen daima önceden var olandan daha kötüdür.
Ya benimsin ve o zaman her şey iyi ya da seni kaybederim, o zaman buna kötü bile denemez, hiçbir şey kalmaz ki geriye; kıskançlık, acı, korkaklık, hiçbir şey. Ve bir insana bu kadar bel bağlamak şüphesiz rezillik…