Fred Qasim

Fred Qasim
@fred_elevenn
Toplum bilimleri ile kafayı bozmuş birisi.
Miras geleneğinin kırılma anı
Başlangıçta, ana hukukuna göre (yani soyun sadece kadın soy çizgisiyle belirlendiği süre boyunca) ve gensteki ilk miras âdetine göre, ölmüş gens üyelerinin mirasçıları, gens içi akrabalardı. Servet genste kalmak zorundaydı. Başlangıçta, servet, ilgili nesnelerin önemsizliği nedeniyle, uygulamada, gens içi en yakın akrabalara, yani ana tarafından kandaş akrabalara geçmiş olabilir. Ama ölmüş kocanın çocukları, onun gensine değil, analarınınkine aitti; önceleri analarının diğer kandaş akrabalarıyla birlikte, sonraları belki öncelikli bir şekilde analarının mirasçılarıydılar; ne var ki, babalarının gensine ait olmadıkları için ve onun serveti onun gensinde kalmak zorunda olduğundan, babalarının mirasçısı olamıyorlardı. Dolayısıyla, sürü sahibi öldüğünde, onun sürüleri öncelikle erkek kardeşlerine ve kız kardeşlerine ve kız kardeşlerinin çocuklarına ya da anasının kız kardeşlerinin çocuklarına ve torunlarına aktarılıyordu. Ama kendi çocukları mirastan yoksun bırakılıyordu. Demek ki, zenginliklerin artmasıyla birlikte, bunlar, bir yandan erkeğe aile içinde kadınınkine göre daha önemli bir konum sağlarken, diğer yandan, bu güçlendirilmiş konumu, geleneksel mirasçılık düzenini çocuklar lehine yıkma dürtüsünü üretti