Ne yazık ki insanların çoğu yaşamlarının değerini ancak sona yaklaşırken anlarlar. Ivır zıvır yüzünden yakınıp dururlar. Her zaman mutsuzdurlar. Refah peşinde koşar, doymak bilmezler. Ceplerini şişirdikten sonra da başkaları yaşamdan daha çok şey koparmayı başardı diye sızlanırlar. Gerçek değerleri göremezler. Yaşanan her gün bir armağandır ancak bunu fark edebilenler sayılıdır. Fark edemedikleri için mutlulukların ayaklarının altına alıp çiğnerler . Aynen senin yaptığın gibi...
Ilk edindiğimiz yüzeysel izlenimin çoğunlukla bizi yanıltmasına izin veririz, diye bir açıklama getirmişti hocası. Oysa önemli olan, yüzeyi oluşturan çok sayıdaki küçük ayrıntılardır.
Olayın nasıl ve neden meydana geldiğini bulsa içine düştüğü yeni koşullarla belki daha kolay baş edecekti. Ya da böyle olmasına umut etmişti. Çünkü bir acının nedenini anlayabilmek -bu neden ne kadar hatalı görünürse görünsün- onu atlatmanın ilk adımıydı.