Belki de sahsiyet dedigimiz sey bu yani hafizanin ambarindaki maskelerin zenginligi ve tesadufu,onlarin birbiriyle yaptigi terkipin bizi benimsemesidir
Bu oda Abdüsselâm Bey'in evinin bir nevi deposu idi. On bir çocuk besigi, bir yigin mânasiz hayat artigi, Abdüsselâm Bey'in muhtelif zifaflarina sahit olmus birkas karyola, konsollar, aynalar,
eski oyuncaklar, sandiklar, hülâsa konak satilip da bu sekiz odali eve tasinildigi zaman kizinin ve damadinin eskiciye vermelerine bir türlü razi olmadigi türlü esya burada tozlar içinde, birbirinin
üstüne yigilmis beklerdi. Abdüsselâm Bey, icinde higbir ocugun
dogmadigi, büyümedigi bu odaya "çocuklarin odasi" adini vermis
ve garibi su ki bu ad tutmustu da. Belki de bu adin sihri yüzünden bu odaya garip bir hava sinmisti. Yavas yavas herkes evin kay-bolmus hayatinin orada toplandigina inanmisti. Orasi birikmis ayriklarin, üst üste yigilmis ölümlerin, hatra ve unutulmalari
odasiydi. Yasayanlar bile orada kendi çocukluklarmn, ilk genç-
likerinin ölümünü seyrediyorlardi. Büyük odanin ortasinda daha
ziyade karaya vurmus gemi gibi bir yigin esya hep onlari hatirla-turd. Hülâsa bu oda Abdüsselâm Bey'in kalbi gibi bir seydi.