wisteria

Bugün mutlu olmayışının sorumluluğu senin elinde. Bununla yüzleşmek ilk başta ağır gelecek sana, farkındayım. Ama yavaş yavaş bunu da kabullendiğin zaman gücün kendinde olduğunu anlayacaksın. Öfke böyle bir süreçte kontrol etmekte en çok zorlandığımız duygudur. Geçmişe ve o insanlara yönelik öfke sana çok zarar verir. Peki, bu durumda senin öfkenin kaynağı nedir, kökeninde neler var? Haksızlığa uğramış olmak mı? Yoksa öfkenin amacı adalet arayışı mı? "Bana bunu nasıl yaptılar?" sorusu mu moti vasyonunun kaynağı? Peki, öfken ne kadar işlevsel; bir intikam hayatını daha iyi mi yapacak? Bu öfkeden kurtulmak için "Evet, geçmişte bu oldu, olan oldu ve artık yapacak bir şey yok," diye bilmek gerek. O zaman sen kendini koruyamıyordun, o zaman kendini mutlu etme şansın da yoktu ama şimdi var. Haksızlığa uğradım, keşke uğramasaydım ama geçmişte uğradığım bir haksızlık sebebiyle neden bugünümü mahvedeyim?
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İyi ki uyku diye bir şey var. Yoksa nereye kaçardık tüm bu hengameden...
Kendimize bir nefes alma zamanı vermek zorundayız. Dur düğmesine basarak dijital hamallığın beyaz gürültüsünden imtina edebiliriz. Bir tür itikâf. Böylece hayatın doğal ritmiyle yeniden buluşur ve onda bütün ruhumuzla yaşamayı öğreniriz. Acele etmeyen bir yağmurda ıslanır, acele etmeyen bir güneşte ısınırız. Ekranı kapatmayı başarabildiğimizde, hayatın kapıları ardına kadar açılır. O kapıdan girdiğinde, yürüdüğün her yol sana çıkacaktır.
Yorgunluk, sadece bedende olmaz; Bazen insanın hevesi yorulur... Umudu yorulur... Sabrı yorulur....
Alıntı
Görmezden gelinmiş, ihmal edilmiş, işlenmemiş duygular ise bir endişe nõbeti veya iç huzursuzluğu şeklinde bizi yokluyor.