"Zaman bana da bir nehir gibi geliyor. O nehirde yüzüyorum. Sular akıyor ama hangi damla arkamda, hangisi önümde; nehir mi daha hızlı akıyor ben mi; su önüme mi geçiyor, arkamda mı kalıyor anlayamıyorum. Gerçek olan tek şey sonsuz bir akış."
"Hem herkes iyi yazsaydı, temize kim çekecekti yazılanları?"
Her düşüncenin içinde var edilebilecek ve her şeye çekilebilecek, yorumlanabilecek bir cümle...
Kesinlikle bazı kitapların doğru zamanı var. Yarım bırakıp tekrar okumaya başladığımda anladım ilk okuyuşumun doğru zaman olmadığını. Okumaya başladığınızda ki kişiliğiniz ve o kitaba hazır hissedip hissetmediğiniz çok önemliymiş meğer.
Duyguları, umutları, düşleri olan "insancıklar".
Hayatın tam da içinden. İçinden ama şu da unutulmamalı; hayatın bir yola sürüklemesi, o yola gelene kadar olan süreçte seçimleri bizim verdiğimiz gerçeğini değiştirmez. Bu nedense herkes tarafından unutulan büyük bir gerçek. Çünkü o an sorgulamak çok daha kolay. Kara bahtım, kara talihim demek. Kendini talihsiz olarak nitelendirmek.
Seçimlerimizle varız.
O yüzden hayatın içinden, bir o kadar da değil.