"Hem herkes iyi yazsaydı, temize kim çekecekti yazılanları?"
Her düşüncenin içinde var edilebilecek ve her şeye çekilebilecek, yorumlanabilecek bir cümle...
Kesinlikle bazı kitapların doğru zamanı var. Yarım bırakıp tekrar okumaya başladığımda anladım ilk okuyuşumun doğru zaman olmadığını. Okumaya başladığınızda ki kişiliğiniz ve o kitaba hazır hissedip hissetmediğiniz çok önemliymiş meğer.
Duyguları, umutları, düşleri olan "insancıklar".
Hayatın tam da içinden. İçinden ama şu da unutulmamalı; hayatın bir yola sürüklemesi, o yola gelene kadar olan süreçte seçimleri bizim verdiğimiz gerçeğini değiştirmez. Bu nedense herkes tarafından unutulan büyük bir gerçek. Çünkü o an sorgulamak çok daha kolay. Kara bahtım, kara talihim demek. Kendini talihsiz olarak nitelendirmek.
Seçimlerimizle varız.
O yüzden hayatın içinden, bir o kadar da değil.
Gizem ve suç üzerine pazarlanan ve "merak uyandırıcı" tabiriyle anılan bir kitaptı. Kesinlikle öyle olduğunu düşünmüyorum. Eğer aile yaşantıları ve komşuluk hakkında bir kitap almak isteseydim evet tatmin olurdum fakat kitabı böyle düşünüp almamıştım. Çok klişe ve bildiğimiz yerlerden dolan anlatımla karşılaşıyorsunuz ve bir süre sonra bildiğiniz şeyleri okumaktan sıkılıyorsunuz. Anlatım farklı olsaydı belki de konu sıkıcı olsa bile zevk uyandirabilirdi. Kitabın konusunu merak ediyorsaniz bence akran zorbaligi veya komsuluk hakkinda belgesel izleyebilirsiniz daha yararlı olabilir. Onun dışında ilk defa bir kitabı sıkılarak okudum.
Serinin ikinci kitabı olan Kırık Kalbin Gazabı, kesinlikle ilk kitaptan daha güzeldi. Olaylar birbiri ardında ilerlerken bir bakıyorsunuz ki bir sonrakine geçmişsiniz, üstelik sıkılmadan.
Talihsiz bir zamana denk geldi, vize haftama. Neyseki atlatıp bir günde bitirme kararı aldım, fazla bekletmiştim çünkü.
Birinci kitaptan etkilendiğim kadar etkilenmedim yalan olmasın. Bence devam ettirmek için yazılmış olduğu okurken size hissettiren türden. Ama eğer benim gibi başta okuyup değer verdiğiniz bir kitabın devam hikayesini bırakacak biri değilseniz bu sizi fazla yormuyor merak etmeyin. Aman ya bit artık dediğinizde bir bakmışsınız ki bitmiş.
Fazla detaya inip bazen asıl olaydan biraz uzaklaşıyormuş gibi gözüksede akıcılığını korumuş.
Eğer fantastik romanları okumayı seviyorsanız bu sizi pek etkileyen bir kitap olmaz ama okumaya başlamak istiyorsanız güzel bir başlangıç olabilir.
Hayatın içinden ve birazda Türk dizisi esintisi içeren bir romandı. Çocukluğun, hayatımızda geçirdiğimiz en önemli evre olduğunu bir kez daha hatırlatan.. Yazarın tasvirleri başlarda güzel ilerlesede sonlara doğru sıkmadı diyemem. Ama ben her kitabın güzel öğretileri ve getirileri olduğuna inaniyorum. O yüzden okumayın diyemem.