blaire

Ölümün gölgesinden bir an önce uzaklaşmalı. Mümkün mü bu? Evet, mümkün Nasıl? Unutarak! Unutarak mı? Elbette!.. Unutmak olmazsa insanoğlu nasıl yaşardı bunca acının ortasında. Ya hatırlamak !.. Evet, o da var. Ömür böyle geçiyor işte; kâh unutup kâh hatırlayarak.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir arkadaş tüm sorunlarınızı unutturabilir ya da başınıza yeni sorunlar açabilirdi.
Keşke o yıllarda olabilsek...
O yıllarda taşra böyledir. Küçük ve sıcak. Yoksul ve samimi. İçedönük ve derin.
- Kediyi çok sevdiğiniz anlaşılıyor. Ama ne biçim sevgi bu. İkide bir "lan" diyorsunuz. Kenan pos bıyıklarının altından beyaz dişlerini göstererek güler: - Biz sevdiklerimize ara sıra böyle deriz. Gül: - Ya sevmediklerinize? - Bizim sevmediklerimiz yoktur. Belki gönlümüze biraz serin gelenler vardır. - Onlara ne dersiniz? - "Bayım" deriz.
... uzun zamandır tanıdığınız, dost olduğunuz biri, bir an gelir, öyle bir şey yapar, öyle bir söz söyler ki; parmağınız ağzınızda kalır ve "Vay be, ben bu adamı tanıyamamışım demek ki." dersiniz.