Kadınları birey olarak güçlendirmek için gerekli önlemleri almaz ve onları erkeklerin koruması altındaki “sahip olunan” emanetler olarak görürseniz kadına şiddeti önleyemezsiniz.
Kurbanı suçlama doğrultusundaki genel yaklaşım, habis bir öz nefret duygusuna işaret ediyor benim gözümde. “Kapını güzelce kilitlemezsen, her söylenene inanırsan, o saatte orada gezersen, öyle giyinirsen vs...” başına gelecek her türlü felaketi de hak etmişsin diye düşünüyorsak eğer -ki korkarım düşünüyoruz- bu bizim, daha en baştan insanın berbat bir canlı olduğu bilgisini veri aldığımızı gösteriyor ki insanın öyle çok da belirgin bir “tabiatı” yok. Tercih edilen ödül-ceza mekanizmaları vasıtasıyla bireyin gerek iyiye, gerekse kötüye olan eğilimi serpilip geliştirilebiliyor. Bilhassa bizim gibi merkeziyetçiğin çok yüksek olduğu “gelişmekte olan ülkelerde” devletin bu konudaki tasarrufu ziyadesiyle belirleyici olmakta. Daha demokratik bir devlet yapısı için ise, toplumun onu yönetecek şu ya da bu kişiden önce birbirine ve galiba daha da önemlisi kendine güvenmeyi öğrenmesi gerekiyor.
Ne yaparsanız ona dönüşürsünüz, hiç de zor değil. Kendinizi en güzel davranışlara değer görüyorsanız unutmayın, diğerleri de aynısını hissediyor. Sonuçta herkes huzurlu bir hayat amaçlıyor. Başkalarının hasretleri de sizinkiler gibi, bunu unutmayın.
Üzülmek ve yas tutmak için her yer tıka basa dolu zaten. Kutlamayı unutmayın. Neredeyse her gün kutlanacak bir sevinç bulabilirsiniz; buna henüz gitmediğiniz yüzlerce ülke olması dahil. Yeryüzünde bitiremeyeceğiniz kadar çok sevinç var.