Tercih etmek, sevmeyi ve arzu etmeyi belirtir. Bu arzu, uçup gidecekmiş gibi görünse de korunup kollanabilir, güçlendirilebilir. Eğitilirse, serpilecek ve psikoloji yasalarının ustaca kullanımıyla, sağlam bir kararlılığa dönüşecektir. Böylelikle, karıncaların yediği küçücük bir tohumdan fırtınalara meydan okuyan güçlü bir meşe yetişecektir.
Özgürlük isimli hayati sorun kadar anlamından saptırılmış başka bir şey yoktur. Bain, onu “metafiziğin paslı kilidi” diye niteliyor. Özgürlük derken, kendinin efendisi olmayı kastettiğimiz açık. Bu soylu duygularımız ve manevi fikirlerimizin, hayvansı eğilimlerimizi baskılaması anlamına da geliyor. İnsanın, kendi üzerindeki kusursuz hakimiyetini düşlemeye gelince, işte o imkansız. Bizi, mağaralarda yaşayan atalarımızdan ayıran asır sayısı henüz o kadar da fazla değil. Onlardan geçen asabiyet, bencillik, şehvet, tembellik gibi kalıtsal özelliklerden tümüyle kurtulamayız. İnsani yanımız ile hayvansı doğamız arasındaki bu amansız mücadeleden galip çıkmayı başaran büyük azizler de dingin ama mutlak zaferlerinin verdiği sevinci hiç yaşamadılar.