Duygusal ilişkilerde kişilerin birbirinden beklentilerinin farkına varması önemlidir. Kişi farkına varmadığı ama etkisi altında kaldığı beklentilerinin esiri olduğu andan itibaren bir mahkûm haline gelir. "Ben kadınım, o erkek; erkeğin şunları bunları yapması gerek. Ben erkeğim, o kadın; kadının şöyle düşünmesi, böyle yapması gerek." İlişkiye böyle sosyal kimliklerin beklentileri girince her iki taraf da tüccarlaşır. "Benim istediğimi veriyor musun? Bunu verirsen ben de senin için şunu yaparım." İlişkideki bütün alt-metin bu olur. Sosyal kimliklerden gelen beklentilerinin farkına varıp hem kendini hem de eşini özgür kılabilmek, sağlıklı bir ilişki kurabilmenin önemli bir adımıdır. Beklentiler elbet olacaktır ama bunlar dürüstçe konuşulup paylaşılmalıdır.
Öncelik sıralaması kişiye otoriteler tarafından verilmişse, kişi o zaman kalıplanmış bir benliğe sahip olur. Şayet kişinin öncelikleri kendi seçimlerinden oluşmuşsa karakter sahibi demektir.
Çinli ve Amerikalı örneklemlerde yapılan bir araştırmada utanma duygusunun Çinlilerde sosyal kaygı ile daha belirgin bir ilişki gösterdiği bulunmuştur. Özellikle Japonya'da görülen ve "Taijin-kyofu-sho" adı verilen ruhsal rahatsızlık, sosyal fobinin kültüre özgü tezahürüne çok güzel bir örnektir. Bu rahatsızlıkta kişiler bakışları, tavırları veya yüz ifadeleriyle başkalarını rahatsız etmekten veya utandırmaktan korkarlar. Kültürel etkiler birbirine uzak ülkelerde de kendini gösterebilir, aynı ülke içinde de. Örneğin Türkiye gibi farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bir ülkede bazı bireyler tıpkı Taijin-kyofu-sho'da olduğu gibi başkalarını rahatsız etmekten korktuklarını ifade edebilirler. Bu durumda da o kişilerin sosyal kaygılarının olduğunu kabul etmek gerekir.