Ve sen o kadar fazla, inatla o kadar fazlasın ve o kadar kendinle dolusun ki,
sana hiçbir şey nüfuz edemez.
Kapıların kapalı.
Sen yok olduğunda, sen olmadığında,
kapılar açılır.
O zaman aynı uçsuz bucaksız, sonsuz gökyüzü gibi olursun.
Benim aracılığımla hiçbir şey elde edemeyeceğinin farkında ol.
Benim aracılığımla ancak her şeyi kaybedebilirsin.
Çünkü sen kaybolmadıkça, ilahi gerçekleşemez; sen tamamen yok olmadıkça, gerçek ortaya çıkamaz.
Engel sensin.
Karşı kıyısına geçiyorsa insan bir ırmağın
Ve kendi sandalına boş bir kayık çarparsa,
Aksi bir insan olmasına rağmen
Çok öfkelenmeyecektir.
Ancak eğer kayıkta insan görürse,
Uzak durması için bağıracaktır ona.
Feryadı duyulmazsa, tekrar bağıracaktır,
Ve bir daha ve lanet okumaya başlayacaktır.
Ve bunların hepsi kayıkta biri olduğu için.
Eğer kayık boş olsaydı,
Bağırmayacak ve öfkelenmeyecekti.
Boşaltabilirsen kayığını
Dünya ırmağını geçerken,
Kimse sana engel olmayacak,
Kimse sana zarar vermeye çalışmayacak.
Dümdüz ağaç ilk kesilendir,
Temiz su kaynağı ilk kurutulandır.
Bilgeliğini artırmak istiyorsan
Ve cahili mahcup etmek,
Karakterini geliştirmek,
Ve herkesi gölgede bırakmak;
Bir ışık parıldayacak etrafında
Güneş’i ve Ay’ı yutmuşsun gibi:
Felaketten sakınmayacaksın.
Basittir o insan, ayrım gözetmeden.
Dış görünüşe bakılırsa aptalın tekidir.
Adımları hiçbir iz bırakmaz.
Güç sahibi değildir.
Hiçbir başarısı yoktur, şöhret sahibi değildir.
Kimseyi yargılamadığı için,