Fuat Demir

Eski ve çok atıf yapılan bir hadise göre: ‘’ İslam, yönetici ve halk çadır, direk, ipler ve kazıklar gibidir. Çadır İslam, direk yönetici, ipler ve kazıklar da halktır. Hiçbiri diğerleri olmadan başarılı olamaz.’’
Reklam
"İslam kanunu ve örfüne göre İslamiyet'in hukuki ve dini üstünlük ilkesinden üç sınıf insan faydalanamaz. Kâfirler, köleler ve kadınlar. Kadınlar belirgin biçimde bu üç sınıf içerisinde en kötü yerdedir. Köleler efendilerince azat edilebilir; kâfirler her zaman kendi iradeleriyle mümin olabilir ve aşağı konumlarını sona erdirebilir. Sadece kadın sonsuza kadar neyse o olarak kalmaya mahkum edilmiştir ya da en azından o zamanlar öyle düşünülmüştür."
Müslüman radikallerin ve militanların yazdıklarında düşman çeşitli şekilde tanımlanmıştır. … Çoğu için baş düşman, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Müslüman dünyadaki ilk büyük laik reformcu Kemal Atatürk’tür.
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Kemal Atatürk tam zıttı görüşteydi. 1920lerin başlarında verdiği bir dizi konuşmada Türk devleti ve toplumunda kadınların tamamen özgür olacağını açık açık ifade eder. Halkına sıklıkla söylediği üzere “Bizim en öncelikli görevimiz modern dünyayı yakalamaktır. Eğer halkımızın yarısını modernleştirirsek modern dünyayı yakalayamayız.” 1920lerde bu ifadeler çok şaşırtıcıydı ve üstelik beklenmedik bir kaynaktan, hem Osmanlı paşası ve generali hem de modern Türkiye’nin kurucusu olan bir kişiden geliyordu.
" Kadınlara kıymet vermeyen bir millet yarısı felçli bir bir vücuda benzer. "
Reklam