Fatih

Fatih
Frangar, non flectar
İngiltere 15 inci yüzyılın ortasında Fransa'daki fiili işgalini sona erdiriyordu ama mücadeleyi bırakmıyordu. Bu kez silahla değil, güçlü felsefe ve dünya görüşü ile geliyordu. Üstelik bununla da kalmıyor, dünya görüşünü ve felsefesini 18 nci yüzyılda gerçekleştirdiği sanayi devrimine dayandırıyordu.
Sayfa 109·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Osmanlı egemenliği altında Ege ve Balkan bölgelerinde toplanan Musevi tacirlerin öncülüğünde ve organizasyonunda açılan yeni ticaret yolu, Avrupa'nın önce ticari, sonra da dinsel ve siyasi yapısını altüst ediyordu. Bu alt-üst oluş ise yeni dengeler üzerinde yeni yapılanmalara yol açacaktı.Öncelikle Orta ve Kuzey Avrupa ile Prusya'da ortaya çıkan Protestan ve Protestanlaşan kavimler, Roma'ya karşı ekonomik,ardından da siyasal bağımsızlıklarını kazanıyorlardı.
Sayfa 90·Kitabı okudu
Alıntı
Martin Luther'in Roma Kilisesine karşı başlattığı hareketin ana fikri şuydu: Papa, Hıristiyan öğretisinin hem tefsircisi, hem de dünyevi yaptırım organıydı. Nitekim kutsal kitabın tefsirini tekelinde bulunduran Papalar bu tesfirleri kendi çıkarları doğrultusunda yapıyor ve ellerinde bulundurdukları siyasal yaptırım gücü ile de uygulatıyorlardı. Bu siyasal yaptırım gücünü ise elinde bulundurduğu ticaret tekeli besliyordu. Buna karşılık Luther'in felsefi tabanlı, Endülüs kaynaklı bilgi ve akım oluşturuyordu. Martin Luther öncelikle, Papanın dinsel (fiziksel, siyasal ve tefsirsel) tekeline karşı çıkıyordu. Ona göre Hıristiyanlığı özünden, yani kutsal kitabın kendisinden ve yalın olarak kavramalıydı. Ayrıca Hıristiyan bireyin kurtuluşunu Papa veya ruhbanlar değil, sadece Tanrı sağlayabilirdi. Bu nedele Papa'nın kurtarıcılık iddiası da sona eriyordu
Sayfa 87·Kitabı okudu
Alıntı
Osmanoğulları bir bakıma Selçukoğulları'nın devamıydı. Bu boylar Önasya'ya girdiklerinde yeni Müslümanlaşmaya başlamışlardı. Ancak semavi dinler, genellikle yerleşik toplumların sosyal sorunlarını çözümlemek amacına yönelik telkinleri içerdiğinden, sürekli hareket halindeki göçer kavimlere hayli yabancı kalıyordu. Önasya'ya giren kavimler de genellikle göçer olduklarından, Müslümanlaşmalarına karşın taassuba kapılmıyor, sosyal ve siyasal faaliyetlerinde din, belirleyici bir rol oynamıyordu. Bu nedenle Önasya'ya yeni gelen bu Asyalı kavimlerle, yerleşik iktisadi hayatı kontrolünde tutan Museviler ve Gregoryan Ermeniler arasında uyum sağlanıyor, ayırımcı bir dinsel sorun ortaya çıkmıyordu.
Alıntı
Osmanlıların batıya doğru yayılmasından rahatsızlık duyan Katolik güç merkezleri, İslamiyete karşı İslamiyeti kullanmak amacıyla mezhep kavgalarına bel bağlıyor. Şii - Sünni uyuşmazlığından yararlanmak amacıyla Anadolu'da güç kazanmak isteyen Safevileri el altından tahrik ediyor ve destekliyorlardı.
Alıntı