Yeniçerilerin tüccarlarla (bezirgan ve tefecilerle) giderek dejenere olan ilişkiler kurmalarından rahatsızlık duyan Osmanlı yönetimi, bütün ilişkilerinde önce kendilerinin, sonra da ülke içindeki ve dışındaki cemaatlerinin çıkarlarını ön planda tutan Museviler hakkında olumsuz bir tavır takınmaya başlıyorlardı. Bu
olumsuz tavır ise altın, gümüş ve ticaret işinden büyük servetler kazanarak ekonomik güç haline gelen aydın ve tüccar Ermenilerin işine yarıyor, onları giderek Musevilerin alternatifi haline getiriyordu. Nitekim bu alternatifleşme 18'inci yüzyılda büyük bir rekabete, 19'uncu yüzyılda ise kanlı hesaplaşmalara, siyasal ve ekonomik alanda entrika ve kavgalara dönüşecekti. Ancak Ermeni - Musevi hesaplaşmasından önce daha, 17'nci yüzyılın başında Osmanlı yönetiminde kanlı çatışmalar meydana geliyor, irin toplayan "Yeniçeri çıbanını" ilk farkeden Sultan / Halife 2'nci Osman
(Genç Osman) bu ortamda yaşamını yitiriyordu.