Fatih Sağdıç

Fatih Sağdıç
Düşünmek yürümekse, durmak algılamaktır.
Akdeniz Üniversitesi Sağlık Hizmetleri MYO
Önlisans Mezunu
Antalya
Ağlasun, 19 Mart
50 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Hayattaki kimsenin kendisinden duâ isteyen kimseye şefaat etmesi ancak dua ederek olur. Öldükten sonra ise basîret sâhibi kimseye gizli kalmayan sebeplerden dolayı bu imkânsız hâle gelir. Kim ölüden veya gâipten bir şey isterse ondan gücünün yetmeyeceği bir sey istemiş olur. Bir kimseden Alah'tan başka kimsenin güç yetiremeyeceği bir şey isteyen kişi ise onu Allah'a denk tutmuş olur tıpkı müşriklerin yaptığı gibi... Allah (subhanehu ve Teala) "Bile bile Allah'a niddler (denkler) koşmayın. " (Bakara, 22) buyurmuştur: Yani Allah'ın hem sizin Rabbiniz hem de sizden öncekilerin Rabbi, hem sizin yaratıcınız hem de sizden öncekilerin yaratıcısı olduğunu, üzerinizdeki zâhiri ve bâtınî nimetlerini tamamladığını bile bile O'na niddler koşmayn. O'ndan yüz çevirip başkasına yönelmeyin. Talep ettiklerinizin azında ve çoğunda ibâdetin bütün ceşitlerini Allah'a has kılın.
Sayfa 61·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Rablerinin âyetlerine inananlar" Onlar Allah'ın hem kevni hem de şeri ayetlerine inanırlar. Zira Allah (Subhanehu ve Teala) Meryem (aleyhisselam) hakkında şöyle buyurmuştur: 'Rabbinin sözlerini ve kitaplarının tasdik etti ve boyun eğenlerden oldu.' (Tahrim, 12) Yâni meydana gelen her şeyin Allah'ın kazâsının ve kaderinin sonucu olarak meydana geldiğine, Allah'in şeriat kıldığı şeyin eğer emir ise Allah'ın onu sevdiği ve ondan râzı olduğuna, nehiy ise Allah'ın ondan hoşlanmadığına, haber ise hak olduğuna kesin olarak inandı. Yine Allah (Subhanehu ve Teala) 'Rablerine ortak koşmayanlar' buyurmuştur. Yani kendisiyle beraber başkasına ibâdet etmeyenler, aksine kendisini birleyenler, kendisinden başka ilah olmadığını, Ehad ve Samed olduğunu, eş ve çocuk edinmediğini ve benzerinin bulunmadığını bilenler..." Derim ki: Şirkin terki; tevhidin kemâlini, onu hakiki manada bilmeyi, onu sevmeyi, kabul etmeyi, insanların ona çağırmayı içermektedir. Nitekim Allah (Subhanehu ve Teala) şöyle buyurmuştur: "De ki: Ben ancak Allah'a ibâdet etmekle ve O'na ortak koşmamakla emrolundum. Ben ancak O'na davet ederim. Dönüşüm de ancak O'nadır." (Ra'd, 36) Evet, bu âyet tevhidin kemâlini ve tahkikini barındırmaktadır. Tevfik Allah'tandır.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Fakat sen "Lâ ilâhe illallâh" diyen ve müslüman olduğunu iddiâ eden kimselerin çoğunun, fayda veya zarar veremeyen ölülere, gâiplere, tâğutlara, cinlere ve diğer varlıklara duâ ederek Allah'a ibâdet hususunda şirk koştuğunu görürsün. Onları severler ve veli edinirler. Onlardan korkarlar ve umarlar. Yalnız Allah'a ibâdet etmeye ve O'nun dışındaki varlıklara ibâdeti birakmaya davet edenlere karşı çıkarlar. Bunun bidat ve dalâlet olduğunu söylerler. Tevhidi gerçekleştiren ve onu seven, şirki ise hoş görmeyen ve ona buğz eden kimseye düşmanlık gösterirler. Hatta onlardan bazıları tevhidi ilim olarak görmez. Onu bilmediğinden ve sevmediğinden dolayı ona yönelmez. Vallahu'l Müisteân.
Sayfa 54·Kitabı okudu
Sıdk ve ihlâs, biri sürekli diğerinin yanında bulunan iki şeydir. Birinin olmadığı takdirde diğeri de olmaz. Kişi ihlâs sahibi değilse müşriktir. Sâdık değilse de münâfıktır.
Sayfa 40·Kitabı okudu
Allah'tan başka ilâh olmadığına şehâdetin manası; şirki terk etmek, şirkten ve şirk ehlinden berî olmak, ibadeti Allah'a has kılmak, Resûl'e iman edip O'na itaat etmektir.
Sayfa 19·Kitabı okudu