"En büyük beceriksizliğimiz," diyor Frau von Schimmhoff, "bir başkasının da kendini -tıpkı bizim gibi- dünyanın orta yeri olarak gördüğünü, yaşayamamamız, içten anlayamamamız ... " Yani beklentilerimizin, durmadan, başkalarının beklentileriyle sınırlanacağını anlayamamamız ...
Konuşmak güç. Hantal sözlerle yetinmek zorunda kalıyor insan. Yazı hem daha güç hem daha kolay. Vaktin (uğultulu, dingin) akıp gidişine aldırış etmeyebilen her şey gibi...
Dünya her kezinde baştan başlamalı. Kötülüğün, çirkinliğin, acının kolay kolay ortadan kalkamayacağını bilerek; bildiğimiz için. Sevginin, sevinin her zaman bir şeyleri kurtaracağını umduğumuz için. Yepelek bir dokunun bile bir gün gelir, bir çocuğun gönlünde yırtılamazlığıyla yer edeceğini düşleyebildiğimiz için.