Ne yazık ki, çevremiz lüks ürünlerin, pahalı şeylerin görüntüleriyle dolu olmasına karşın, sıradan şeyler ya da insanlar söz konusu olduğunda durum hiç böyle değil. Mütevazı şeylerle ilgili pek az teşvik ediliyoruz -örneğin bir çocukla oynamak, bir arkadaşla sohbet etmek, bir öğleden sonra güneşe çıkmak, temiz bir ev, taze ekmeğin arasına konmuş bir dilim peynir...
Zaman aralığı, zihinde garip ve çelişkili bir meseledir. Rutin ya da olaysız geçen bir sürenin insana bitmez tükenmez geleceğini var-lsaymak mantıklıdır. Öyle olması gerekir ama değildir. Asıl sıkıcı ve olaysız zamanlar şıp diye gelip geçer. İlgiyle renklenmiş, trajediyle yaralanmış, sevinçle bölünmüş zamanlar ise hatırada uzun görünen sürelerdir. Düşünülürse öyle de olması gerekir. Olaysızlığın direği yoktur ki üzerine bir süre asabilesiniz. Hiçbir şeyden hiçbir şeye geçen zaman sıfırdır.