Özellikle bir kadın olarak görmezden gelinemeyecek bir kitap olduğu aşikar. Yazarı da oldukça merak ediyordum ve ilk kitabını bitirmiş bulunuyorum.
Kitabın yazıldığı yılları da düşünürsem dil çok akıcı değil, kitabın kurgusu tam oturmamış gibi fakat; her sayfasında kadına dair mesajlar o kadar net ki mesajlar bu saydıklarımı önemsiz kılıyor.
Sözde birçok kişi tarafından bilinirliği sanılan kelime : “Feminizm”, çoğu erkek tarafından suçlayıcı bir dille dile getirilir. Kadınlar tarih boyunca anlamlandıramadıkları ve eksik hissettikleri şeyin yerine koyalar bu kelimeyi.Ne erkekler tarafında suçlayıcı şekilde ne de kadınlar için koşulsuz kabul edilen bir kelime olmalı. Virginia Woolf, bu kelimeyi açmış, sebep sonuç ilişkisiyle akla yatkın bir dille anlatmış. Erkekler okumalı tabi bu kitabı ama saldırgan bir tavırla değil, kadınlar okumalı bu kitabı savunmacı olarak değil, tarih boyunca nasıl bir dünyanın içinde olduğumuzu anlamlandırabilmemiz için. Ne dil, ne ırk, ne cinsiyet ne de başka bir şey ayrımı yaparak yaşamalıyız hayatı. Hepimiz insanız, fark aramak ve ayrıştırmak yerine ortak noktamıza yönelmemiz daha anlamlı olmaz mı ?
Kitap için akıcı değildi diyemem, akıcı da diyemediğim gibi. Biraz arada bıraktı beni. Birçok roman sonlara doğru doğası gereği daha akıcı ve merak uyandırıcı oluyor. Kitabın girişi yavaş, kitaba yeni katılan kahramanlar daha erken giriş yapsaydı diye bir istek duyabilirsiniz çünkü; kitap yeni kahramanlarla çok akıcı bir hale geliyor. Merakla bitirmeye çalıştım. İki farklı hikaye dinler gibisiniz. Kurguda Dersim’e de yer verilmiş. Kollektif acılar o kadar çok ki, bir yerlerde karşılaşmamak imkansız.
Yazarın rahat bir anlatımı var. Başka kitabını okur muyum ? Önceliğim olmasa da, evet.
Farklı coğrafyalarda, farklı kültürlerde seyahat etmeyi seviyorsanız tavsiye ederim.
Asi Munzur insanların emrinde uysal derecik olacak.Düşünün; güzelim Munzur’a, Özgür Munzur’a kelepçe takılacak, hem de duyduğumuza göre sekiz yerinden.