Yine dipsiz bir kuyuya doğru çekildim. Ağır ağır düştüm yine oraya. Karanlıktı. Soğuktu ve yalnızdım. Hayatımın normal bir akışı yoktu, bütün akışlara bir isyan gibi çekiliydi kaderim.
Kendime yetemiyordum. Kendime acıyordum. Kendime kızıyordum. Kendim ben? Kim için yaşıyordum? Tanrı var mıydı? Varsa ben neydim? Tanrı tüm boşlukları dolduracak kadar her yerdeyse, o zaman ben nerdeydim? Tanrı’nın elinin içinde mi, yoksa elinin tersiyle ittiklerinde mi? Neredeydim ben, hangi taraftaydım? Dünyada nereye nokta olarak konulmuştum? Kimin cümlesine noktaydım? Kimin hayatına noktaydım?
Zaman akrep ile yelkovanın kovalamacası mıydı sadece? Akrep miydim? Yelkovan mıydım? Kimi kovalıyordum? Hangi hayata yetişmeye çalışıyordum? Hangi zamana, hangi insana, hangi ölüme? Kime? Zaman ben miydim yoksa? Aldığım nefes miydi?