Maddi şeylere karşı soğukluğum, bilincimi çevreleyen başka bir arayışın göstergesiydi. Yalnızdım. Öyle yalnızdım ki kutuplar kadar soğumuştum hayata. Maddi şeylerin son kullanma tarihi vardı. Oysa ömürlük olan, aşktı. En nihayetinde aşksızdım. Heyecansızdım. Ölümlüydüm. Yolumu kendim çiziyordum, kader çizgisinde bir başıma yürüyordum.
İnsanların sınırsız zevklerinin toplum tarafından hoşgörüyle karşılanma beklentisi vardır ve bu durum evrensel huzursuzluğun da diğer bir başlangıcıdır. Hazperest insan, şehvani arzu ve isteklerinin tam karşılığını gerçek dünyada bulamadığında bastırma yoluna gider ve bilinçaltını tıka basa doldurmaya başlar. Bu bebeklikten başlayıp ölüme kadar giden süreçte kişinin hayatını, bilinçaltı dünyası önemli derecede etkiler ve kişi gerilimler yaşar. Bu sebeple de Pars yaşayan herkesi hasta olarak görür.
Türkiye’nin beynini yıkamak ve bir düşünceyi aşılayabilmektir. İnsanların özgür iradelerini kullanabilmelerini sağlamak ve büyük bir kaos çıkartmak... Karmaşanın olduğu yerde ise kendisini tanrı ilan edip karmaşayı istediği gibi yönetmek istiyor.