F.A

Ben insanların bir insanı, bir hayvanı, bir bitkiyi sevmelerini anlıyorum. Fakat bu insanların taş topraktan yapılmış binaları, soğuk demir parçalarından yapılmış ara­baları ve bir kağıt parçası olan parayı nasıl bu kadar sevebildiklerini anlamıyorum. Bütün bunlar sadece bir ihtiyaç ise ihtiyaçtan fazla bir şeymiş gibi nasıl sevilebilir?”
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Fani olan bu kainat böylesine muazzam, böylesine muhteşem ise, acaba baki olan nasıl?” Kısa bir süre kullanılacak olan geçici bir konaklama yerini böylesine muhteşem yaratan Allah (c.c), acaba ebedi bir hayatın yaşanacağı cenneti, baki olan cenneti nasıl ve ne şekilde yarattı?
Önünde ebedi bir hayat var­dı ve bu ebedi hayatın sadece birkaç saatini bu dünyada geçirecekti. Ebedi hayatın başlangıcı sayılabilecek olan bu birkaç saatlik dünyevi hayat, hem çok kısa ve hem de çok önemli bir hayattı. Çünkü bu birkaç saatlik dünyevi hayat, ebedi hayatın nerede ve nasıl olacağını belirleyecek bir keyfiyete sahipti. Bir pazar, bir alış veriş yeri gibiydi bu dünya!.
Çünkü ebediyetin yani sonsuzluğun ne anlama geldiği anlaşıldığı zaman tüm var­lık alemi sonlu ve sonsuz, fani ve baki olmak üzere ikiye ayrılıyor, fani olan herşey ne kadar büyük ve değerli olur­sa olsun, baki karşısında bir hiç durumuna düşüyordu.
İnsanlığın faydasına sunulan ve geçici bir imtihan me­kanı olan bu dünya, hiç kuşkusuz ki kıyametle birlikte yokolacak, yokluğa karışıp gidecekti. Allah'a karşı sorumlu olan insanların önünde ise yokluk değil ebedi bir hayat vardı. Ölüm eşiğinden geçtikten sonra gözlerini ebedi bir hayata açacak olan her insan, fani değil ebedi bir canlı olduğunu görecek, ebedi bir varlık olduğunu açıkça anlaya­caktı. İşte önemli olan bu gerçeği ölmeden önce anlayabil­mek, ölmeden önce farkedebilmekti.