·
Okunma
·
Beğeni
·
119
Gösterim
Adı:
Divane
Baskı tarihi:
Şubat 2000
Sayfa sayısı:
237
Format:
Karton kapak
ISBN:
2789009943140
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsan Dergisi Yayınları
Öldüğünü, ölüp de bu mezara gömüldüğünü düşünürdü Divane! Bu düşünceyle yüzünü ve gönlünü Allah'a dönerek "İşte Ya Rabbi geldim, Sana kulluk ede ede Senin yanına geldim" dedikten sonra susar, susar ve bu suskunluk içinde çığ gibi büyüyen duygularıyla "Nerede, nerede, o nerede Ya Rabbi" diye sayıklamaya başladı. Gülbenaz'ı istiyordu Divane! Gönlünü böylesine güzel bir bir Gülbenaz ile tanıştıran ve gönlünü de bu Gülbenaz sevdasını veren Rahman'dan, gerçek olan bu Gülbenaz'ı istiyordu. Çünkü o olmadan yarımdı, eksikti, çok eksikti Divane! Gülbenaz olmadan yarım kalmış bir söz, bebeksiz bir göz gibi hissediyordu kendisini
Divane ile kanımın kaynadığı bir dönemde tanıştım. Aşk, sokaktaki arkadaş çekişmeleri, yanlış ortamlar vs vs... Yakup hocanın nasihetleri beni baya toparlamıştı. Allah'ın El Vedud ismini bu kitapta öğrenmiştim. Vedud esmasının anlamı ‘’Sevilmeye çok layık olan’’ anlamındadır. Oysa biz gönlümüzü nelerle meşgul etmiştik. Baya içerlemiştim. Divanenin gülbenaza olan aşkı. Sonrasındaki olaylar silsilesi. Mutlaka tavsiye ediyorum. Bir solukta okunacak bir eser...
Öldüğünü, ölüp de bu mezara gömüldüğünü düşünürdü Divane! Bu düşünceyle yüzünü ve gönlünü Allah'a dönerek "İşte Ya Rabbi geldim, Sana kulluk ede ede Senin yanına geldim" dedikten sonra susar, susar ve bu suskunluk içinde çığ gibi büyüyen duygularıyla "Nerede, nerede, o nerede Ya Rabbi" diye sayıklamaya başladı. Gülbenaz'ı istiyordu Divane! Gönlünü böylesine güzel bir bir Gülbenaz ile tanıştıran ve gönlünü de bu Gülbenaz sevdasını veren Rahman'dan, gerçek olan bu Gülbenaz'ı istiyordu. Çünkü o olmadan yarımdı, eksikti, çok eksikti Divane! Gülbenaz olmadan yarım kalmış bir söz, bebeksiz bir göz gibi hissediyordu kendisini...
Insan dünya için değil dünya insan için yaratılmıştı.
Dünya ile insan el ile eldiven ayak ile ayakkabı gibiydi.!. Hangi eldiven bir elden, hangi ayakkabı bir ayaktan daha değerli olabilirdi ki? O halde elleri pahasına eldiveni, ayakları pahasına ayakkabıyı, kendileri pahasına dünyayı elde etmek isteyenler ne yaptıklarını ve nasıl bir yanılgı içinde olduklarını hiç düşünmüyorlar mıydın? El gittikten sonra eldivenin, ayak gittikten sonra ayakkabının, insan gittikten sonra dünyanın ne önemi ve ne değeri kalacaktı ki!.
Reklamlarını şeytanın yaptığı "Dünyamarkette" 'elini verene eldiven, ayağını verene ayakkabı, ömrünü verene dünya veriyoruz..' şeklinde bir kampanya olsa hangi akıllı insan bu markete müşteri olurdu!. Hiçbir insan, hiçbir akıllı insan bu markete müşteri olmayacağına göre, sözkonusu markette birbiriyle itişen, birbiriyle yarışan milyarlarca insan da neyin nesiydi!. Bunlar ne yaptıklarının nasıl bir alışveriş içinde bulunduklarının farkında değiller miydi?
Değillerdi, elbette ki farkında değillerdi!. Çünkü eldivenin peşinden giderken ellerini, ayakkabının peşinden giderken ayaklarını, dünyanın peşinden giderken ömürlerini yitirdiklerini sonra, daha sonra anlıyorlardı. Karanlık marketin içindeyken bunu anlamayan mikyarlarca insan, tabutlar icinde marketten dışarıya yani gün ışığına çıkarıldıkları zaman, ancak o zaman ne yaptıklarını, nasıl bir alışverişte bulunduklarını fark ediyorlardı!. Tabii ki gecikmiş, tabii ki geç kalmış bir farkediş oluyordu bu!. Artık bin eldiven verseler de yeni bir ele,bin dünya verseler de yeni bir ömre sahip olamazlardı!.
"Vedud, Vedud, Ya Vedud"
Sabahın sessizliği içinde bir anda yükselen bu haykırışlar, köyün sıradışı insanı Divane'ye aitti. Her sabah güneşle birlikte evden çıkarken, önce kapının önünde durarak uzun bir süre etrafına bakınır ve sonra ellerini, gözlerini ve gönlünü semaya yönelterek "Vedud, Vedud, Ya Vedud" diye haykırırdı.
Erkekler kendileri için giyinirlerken, kadınlar erkekler için giyinmekte, erkekler iç süslenmekte, kimlik ve kişiliklerini erkek beğenisine göre şekillendirmektedir.
Divane'nin neyi, ne kadar anladığını merak eden Kadir ise "Avrupa ile ilgili anlattıklarımdan ne anladın?" diye sordu. Divane bu soruya çok kısa bir cevap verdi .
- Orasının soğuk bir cehennem olduğunu!.
İnsan sevmek istediği zaman hiç kuşkun olmasın ki küçük bir taşı, kırık bir dalı dahi sevebilir. Çünkü küçük bir taşta, kırık bir dalda dahi sevilecek nice güzellikler vardır. Önemli olan bunu görmek, ona bu gözle bakabilmektir.Böyle bir göz, böyle bir bakış olmadığı zaman, insan küçük bir taşta ki güzelliği değil, engin denizlerdeki muhteşemliği bile farkedemez.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Divane
Baskı tarihi:
Şubat 2000
Sayfa sayısı:
237
Format:
Karton kapak
ISBN:
2789009943140
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsan Dergisi Yayınları
Öldüğünü, ölüp de bu mezara gömüldüğünü düşünürdü Divane! Bu düşünceyle yüzünü ve gönlünü Allah'a dönerek "İşte Ya Rabbi geldim, Sana kulluk ede ede Senin yanına geldim" dedikten sonra susar, susar ve bu suskunluk içinde çığ gibi büyüyen duygularıyla "Nerede, nerede, o nerede Ya Rabbi" diye sayıklamaya başladı. Gülbenaz'ı istiyordu Divane! Gönlünü böylesine güzel bir bir Gülbenaz ile tanıştıran ve gönlünü de bu Gülbenaz sevdasını veren Rahman'dan, gerçek olan bu Gülbenaz'ı istiyordu. Çünkü o olmadan yarımdı, eksikti, çok eksikti Divane! Gülbenaz olmadan yarım kalmış bir söz, bebeksiz bir göz gibi hissediyordu kendisini

Kitabı okuyanlar 27 okur

  • Ezgi Çelik
  • Tubarsln
  • Emine Kızılateş
  • Şeyma Budak
  • Hilâl
  • Vildan Kurttekin
  • Üzeyme Sungur
  • ercandemirhan
  • Preacher
  • Elif Bilge Yurtsever

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.5 (3)
9
%37.5 (3)
8
%25 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0