İmamın Manken KızıEmine Şenlikoğlu
İlk defa bir Emine Şenlikoğlu kitabı okudum, 223 sayfalık "İmamın Manken Kızı" son derece akıcı diliyle kendini 1.5 günde okutuyor. Edebi bir kaygıdan ziyade sosyolojik kırılmaları masaya yatıran, iyi sayılabilecek bir dini roman 8/10. Bu eseri ve Şule Yüksel Şenler 'in Huzur Sokağı gibi eserleri eleştirenleri anlamıyorum. Bu isimler İslami kimlikle eserler yazmışlardır. Birileri inanmıyor ya da biz tam uygulayamıyoruz diye İslam'ın tek hak din ve mutlak gerçek olduğu değişmeyecektir, hor görenler, beğenmeyenler okumasın, bu kadar basit. Kitapta katılmadığım birkaç hususa ise "Allahu alem" diyerek yorum yapmıyorum. Romana dair teknik eleştirim, ilk 60-70 sayfada sonun tahmin edilebiliyor olmasıdır. Fakat bu eksiklik, anlatının hayatta gerçekleşme ihtimali yüksek bir gerçeklik olmasıyla kapanıyor. Yavuz Bülent Bâkiler ’in "Ülkemizde iki tip yobaz vardır: Din yobazları ve Atatürk yobazları" sözü romanda vücut buluyor. Hafız Fatma, çocukken din yobazlarının baskısı yüzünden dininden, başörtüsünden ve bilhassa imam olan babasından soğuyup seküler dünyanın sahte güzelliklerine savruluyor. Roman bu acı macerayı işlerken, İmam Yakup’un basiretli sözleri metne muazzam bir manevi omurga kazandırıyordu. Genel olarak beğendim.
"Mevt [ölüm), vazife-i hayattan bir terhistir, bir paydostur, bir tebdil-i mekândır, bir tahvil-i vücuttur, hayat-ı bakiyeye bir davettir, bir mebdedir, bir hayat-ı bakiyenin mukaddemesidir. Nasıl ki hayatın dünyaya gelmesi bir halk (yaratma] ve takdir iledir; öyle de, dünyadan gitmesi de bir halk ve takdir ile, bir hikmet ve tedbir iledir."