Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi taşınacak suyu göster, kırılacak odunu...
Kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde .
Bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin ,tütmesi gereken ocak nerde?
Hepimiz içimizde bir boslukla doğuyoruz. Sonra o boşluk gitgide büyüyor. Para ,güç, tutku ya da sevdalar kâfi gelmiyor; dünyaya dair ve dünyaya ait hiçbir şey doldurmuyor içini. Sanıyorum ki dünyaya ait bu ezeli boşluk, başından beri dünyaya ait değildir.
Her satırın insanın yüreğinde derinlikler bıraktığı bir kitap. Sadece bir kitap demek bile acıtıyor içimi, zira az kalıyor tüm güzel cümleler bu muhteşem esere. Özetle bu şaheser her şiir dizesinin harf harf ezberlenilesi bir güzellikte. Okurken ne şanslı bu dizilere sahip olan güzellik diye düşünmekten kendini alıkoyamıyordum. Şu cümlelerle bitirmek istiyorum incelememi:
“Bunu bir bitiş sayma ne olur. Yaşadığı her şey sürüyor insanda. Ölümden başka bitiş yok. Sen benim duygularımı değil, tenimi değiştirdin. Bir orman uğultusu gibi içimde süreceksin. Gökyüzü gibi göz göz ışıyacağım ömründe. Ben
soluk aldıkça senin göğsün inip kalkacak. Bir duygu hazinesi olacağım kirpiklerinde. Tanıdığım her insana senden iyilikler katacağım. Orada, diyeceğim, insan yüreğinin yaşayabileceği
en yüce duygu, sizin bilmediğiniz incelikler katıyor dünyaya. Ufkun arkasını sen gösterdin bana. Bütün hayatları bilmek istiyorum. Hepsi bu…”