"Her şeye alışılır... Hep böyledir bu... Hep böyle söylenir. Ben de odama alıştım. Yatağıma alıştım. Canımın sıkılmasına da alıştım. Ama bahara alışılmıyor.
Sabahları kuş cıvıltılarıyla uyanıyorum. Buna alışamadım.
Penceremde güneş, yukarda bulutsuz bir gökyüzü oluyor. Masmavi. Güneşe, gökyüzüne de alışamadım."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Nasıl da unutuveriyoruz her şeyi. Çektiğimiz acıları, bize yapılan haksızlıkları... Acıya dayanmanın bir erdem olduğunu neden öğrettiler bize? Acıları unutmanın akıllılık olduğunu kim söyledi? Bilgelik bu mu? Bir ömür buna harcanabilir. Genç olsaydım, en baştan başlardım; sırasınca, yolunca, teker teker düşünerek... Acı çekenleri, çektirenleri, unutanları, alışanları..."
"Geçmişi, gerçekleşmemiş bir özlemden ibaretti. İnişler, çıkışlar, bunalımlarla geçirdiği bir dönemden sonra yaşamının bu gerçeğini de ötekiler gibi kabul etmeyi başarmıştı sonunda, kendisiyle ilgili her şeye 'evet' demeyi yani. Ama şu anda Mehmet konusunda 'evet' diyemiyordu. Ve artık 'hayır' demesinin de hiçbir anlamı kalmamıştı."
"-Biz ikimiz ne yapabilirdik? Birlikte... Beraber olunca... Hayır, sormak istediğim soru bu değildi aslında. Ama şimdi aklıma geliverdi de...
-Biz ikimiz şu anda ne yapabiliriz? Hiç değilse birlikte bugünü yaşayabilir miyiz?"