..hiç kuşkusuz pek çok şeyin farkında değildi; aslında hiçbir şeyi fark etmek istediği de yoktu. Sanki gözleri yerde yaşıyordu; İğrenç buluyordu çevresini ve bakmaya dayanamıyordu.
Hiç değilse.. hiç değilse pişmanlık duyabilseydi! Öyle bir pişmanlık ki, yüreğini yakıp kavursun, uykularını kaçırsın, öyle bir pişmanlık ki, düşlerini dar ağaçları , suda boğulmalar doldursun! Ah! Böyle bir pişmanlık nasıl , nasıl sevindirirdi onu!
Erişmek istediği şey ne olacak, neye doğru koşacaktı ? Yalnızca var olmuş olmak için yaşamak!
Ama o eskidendi bir düşünce, bir umut, hatta bir hayal uğruna bütün varlığını binlerce kez feda etmeye hazır bir insan değil miydi?
Yalnızca var olmak ona her zaman az gelmiş , o hep daha fazlasını istemişti.