Uzun zamandır inceleme yazmamıştım, ama bu muazzam eser hakkında bitirir bitirmez duygularımı ve düşüncelerimi yazmazsam büyük haksızlık etmiş olurdum. O zaman hemen başlayalım.
Gerçek okurlar bilir ki 'Suç ve Ceza' şuana kadar yazılmış en iyi romanlar arasında ilk üçe girer , eseri yıllar önce lisedeyken okumuştum.Bugünkü yaşım ve yaşanmışlıklarımla ikinci okuyuşumda bambaşka bir tat aldım, iyiki.. iyiki.. iyiki.. okumuşum. Sıkmadan kısaca biraz eserden bahsedeyim:
Ererde yoklukla mücadele eden bir üniversite öğrencisi olan (hatta okulu da çok fakir olduğu için bırakmak zorunda kalmış) Raskolnikov 'un adalet ,vicdan ve toplumsal ahlakla ilgili kavramlar üzerinde insanı çokça düşündürdüğünü ve radikal bir bakış açısıyla suç kavramını sorgulattığını söylemeliyim. Aslında sevmeyeni seveninden çoktur gibi geliyor bana nedense :) ama ben sevdim kendisini. Ayrıca hukuki kurallar ve insanî değerlerin karşı karşıya geldiği durumlarda, toplumsal ahlakî yargilarda değişiklik yapılabilir mi sorusu üzerine düşündürüyor ki , Ahlak Kuramcılarının da ana konularindandır bu , açıkçası benim ayrica ilgilendiğim bir alan olduğu için daha cok dikkatimi çekmis ve sevmiş olmamin sebebi de bu olabilir.
Dostoyevski'nin insan psikolojisini ne kadar muhteşem bir şekilde analiz ettigini önceki okudugum eserlerinde de tecrübe etmiştim ama bu eserle de tescillemis oldu, Allah ömür verdikçe 5 -10 sene de bir tekrar tekrar okunası eserler.
Bence hala bu muazzam eseri okumadıysanız acele edin derim :)
Keyifli okumalar ...