Kelimeler, anlatmak için en az işe yarayan araç gibi geliyor bana. Bunun nedeni kelimelerin içinin boşalması mı, onları yanlış kullanmam mı yoksa sadece yaşlanmış olmam mı, emin değilim. Bildiğim tek şey, artık kelimelere güvenip kendimi onlara bırakacak kadar saf olmadığım. Susmanın bir ifade biçimi olduğunu da savunmuyorum; sadece anlatmayı denemekten vazgeçtim.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsan sadece sigara, tiner yahut hap tiryakisi olmuyor ki. Mutsuzluk da bir iptila, yalnızlıktan gelebilecek gibi hissetmek ya da suçluluk da. Hayat bu, insanın başına her şey gelebilir. Hangimizin ruhunun neye yapışıp çürüyeceğini kim bilebilir?
Bir tür soygun ganimetiydi nihayetinde zaman. Yağmalanmış bir şeydi. Biz onu dünyadan arakladığımızı sanırken, dünya ömrümüzden tırtıklardı. Biz ona yaslanıp bir şeylerin başlamasını beklerken, o tüm varlığıyla bir şeyleri bitirmeye adanmıştı. Zekâyla kavranamayacak, bilmekle anlaşılamayacak, anlamakla hallolamayacak karışık işler…