Fulya

İki kara parçası gibi çarpıştı bedenlerimiz. Bu bir zelzele yaratmadı, yeni bir ülke var etti sanki; toprak genişletti, güç birleştirdi, halkı tek çatıda topladı. Ecevit'le sarılmak öyle hafife alınacak hisler uyandırmıyordu. Sıkıca boynuna sarıldığımda, parmak uçlarıma yükselmiştim. Atölyeye girmemiştim çünkü evimi dışarıda beklemiştim sanki. Çünkü bilirdiniz ev, Ecevit'ti.
Sayfa 329·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Zamanın eli değdi bize, çoktan değişti her şey…”
Sayfa 323·Kitabı okuyor
“Kendi gözlerine bakmadan büyücü diyor sana.”
Sayfa 272·Kitabı okuyor
"Yalan söylüyor, beni tehdit etti. Ben özgür büyümedim." Bunları yaşamak kadar bunları yaşadığımın inkâr edilmesi de çok zoruma gitti. Yalınayak kırık camlar üzerinde uzun bir yoldan gelmiştim. Geride bıraktığım her adımdan sonra camlar süpürülmüş ve çiçekler ekilmişti. Şimdi ben yolun sonundayken ve babamın kırıp döktüğü camlar ayak tabanlarıma batmışken babam herkese geçtiğim yolu gösteriyordu. Bakın, diyordu. Ben kızımı çiçekli yollardan geçirdim.
Sayfa 195·Kitabı okuyor
"Ben de seni çok kovdum, bir güne bir gün çıkıp gitmedin." "Yüzsüzdüm ben," dedim açıkça. Güldü varla yok arasında. "Ben de gururumdan ölmüyorum."
Sayfa 131·Kitabı okuyor