İki kara parçası gibi çarpıştı bedenlerimiz.
Bu bir zelzele yaratmadı, yeni bir ülke var etti sanki; toprak genişletti, güç birleştirdi, halkı tek çatıda topladı. Ecevit'le sarılmak öyle hafife alınacak hisler uyandırmıyordu. Sıkıca boynuna sarıldığımda, parmak uçlarıma yükselmiştim. Atölyeye girmemiştim çünkü evimi dışarıda beklemiştim sanki.
Çünkü bilirdiniz ev, Ecevit'ti.
"Yalan söylüyor, beni tehdit etti. Ben özgür büyümedim." Bunları yaşamak kadar bunları yaşadığımın inkâr edilmesi de çok zoruma gitti. Yalınayak kırık camlar üzerinde uzun bir yoldan gelmiştim. Geride bıraktığım her adımdan sonra camlar süpürülmüş ve çiçekler ekilmişti.
Şimdi ben yolun sonundayken ve babamın kırıp döktüğü camlar ayak tabanlarıma batmışken babam herkese geçtiğim yolu gösteriyordu. Bakın, diyordu. Ben kızımı çiçekli yollardan geçirdim.