Fakat odanın havasını dolduran, cam gibi şeffaf, kaya gibi ağır, yılan gibi kıvrak, ölüm gibi şekilsiz, boğazı sıkan parmaklar gibi sert, hiçlikten daha hiç, fakat her şeyden daha fazla varlığını hissettiren, isimsiz, cisimsiz, kâbustan daha beter şeylere benzeyen o ağırlık şimdi yoktu.
Onsuz bana bir hiçlik geliyor. Onsuz bir sıfırım ben. Bir gün ona söyledimdi: “Sen beni bırakırsan, kötü kadın olurum ben.” Yani... Daha kötü. Fakat bu “daha”yı söyleyemezdim. Kötü müyüm ben? Kötü. Kötü kadın. Ne sert ve derin kelime. Ben kötü müyüm? Nefret ediyorum kendimden. Demek bende hâlâ nefret edebilen temiz bir taraf kalmış.