O akşam balkonda otururken sadece batan güneşleri düşünmedim. Hayatın anlamını ancak ölmek üzereyken keşfeden bir ahmaktım o akşam. Eminim insanların çoğu hala aynı gafletle yaşıyor. Bazen günlerin, gecelerin geçmesini, mesela bir tatil gününün çarçabuk gelmesini, okulu bitirmeyi, evliliği, büyümeyi, emekli olmayı sabırsızca bekliyorlar. Zamanı tespih gibi çekerek, hapishanede gün doldurur gibi hayatı yaşamak, insanın kendine ve hayata karşı yapabileceği en büyük ihanet. Sonra günün birinde, biri size şu kadar ömrünüz kaldı dediğinde hemen aklınız başınıza geliyor. Boşa harcadığınız onca zamana acıyorsunuz o an. Saniyesinde zihninizden kayıp gidiyor düşünceler. O zamana kadar hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadığınızın o an farkına varıyorsunuz. İşte bu acı, ölümden beter. Siz farkında olmadan elinizden kayıp gitmiş oluyor zaman. Pişmanlık sarıyor her yanınızı.