O akşam balkonda otururken sadece batan güneşleri düşünmedim. Hayatın anlamını ancak ölmek üzereyken keşfeden bir ahmaktım o akşam. Eminim insanların çoğu hala aynı gafletle yaşıyor. Bazen günlerin, gecelerin geçmesini, mesela bir tatil gününün çarçabuk gelmesini, okulu bitirmeyi, evliliği, büyümeyi, emekli olmayı sabırsızca bekliyorlar. Zamanı tespih gibi çekerek, hapishanede gün doldurur gibi hayatı yaşamak, insanın kendine ve hayata karşı yapabileceği en büyük ihanet. Sonra günün birinde, biri size şu kadar ömrünüz kaldı dediğinde hemen aklınız başınıza geliyor. Boşa harcadığınız onca zamana acıyorsunuz o an. Saniyesinde zihninizden kayıp gidiyor düşünceler. O zamana kadar hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadığınızın o an farkına varıyorsunuz. İşte bu acı, ölümden beter. Siz farkında olmadan elinizden kayıp gitmiş oluyor zaman. Pişmanlık sarıyor her yanınızı.
Otele dönüp duş aldım, aldığım elbiselerden bazılarını denedim, hoşuma giden birini giyip balkona çıktım. İzmir Körfezi'ne karşı oturdum. Mini bardaki şarabı da açmıştım. Güneş, kızıl bir alev topu gibi Ege'nin soğuk sularına gömülüyordu. Bense bu güzelliğin keyfini çıkarmaktan çok güneşin batışını kaç kez daha görebilirim diye düşünüyordum. Az önce batan, o akşamdan sonraki on üçüncü güneş oluyor.
Günümüzde Seyyahların hep acelesi var; telaş içinde, her ne pahasına olursa olsun diyerek geliyorlar, ama gelmek bir yolun sonuna varmak demek değil. İnsan her menzilde bir yere varır, her adımda gezegenimizin gizli kalmış bir yüzünü keşfedebilir, bunun için bakmak, istemek, inanmak, sevmek yeterli.
Stoacı insan, insan doğasını anladığı için başkalarına karşı daha anlayışlıdır. Bencil, kaba ya da hata yapan insanlar onu öfkelendirmez çünkü bu insanların doğasının kusurlu olduğunu bilir. Bir ağacın yaprak dökmesine nasıl kızmıyorsak bir insanın cahil davranmasına da aynı anlayışla yaklaşırız. Bu, onları değiştirme çabamızdan vazgeçip kendi iç huzurumuzu korumamızı sağlar. Stoacılık başkalarının hatalarına değil kendi doğrularımıza odaklanmamızı öğretir.
“Zenginlik beni kölesi yapmadığı sürece önemsizdir. Eğer yarın her şeyimi kaybedersem yine aynı insan olarak kalırım. Çünkü zihinsel zenginliğim dışsal zenginliğe bağlı değildir.”
-Seneca