Funda'dan...
Lisanı suskundu çünkü gönlü yaralıydı...
Funda'dan...
​Seni bulmak için haritaya bakmadım; çünkü hiçbir koordinat, ruhun ruhu bulduğu o gizli geçitleri göstermezdi. Adresler, sadece sokakları ve binaları birbirine bağlar; kalpleri birbirine teyelleyen yollar ise haritaların çizemeyeceği kadar derinlerde, satır aralarında saklıdır. ​Zamanı ve mekânı bir yük gibi sırtımdan indirip bıraktığımda anladım: İnsan, aramaktan vazgeçtiği an bulurmuş asıl araması gerekeni. Gözlerim bir coğrafyanın sınırlarında değil, kelimelerin o uçsuz bucaksız evreninde geziniyordu. Bir cümlenin kıyısına vurduğunda içimdeki dalga, anladım ki orası benim durak noktamdı. Şehirlerin gürültüsünden, kalabalıkların uğultusundan kaçıp sığındığım o tenha sayfada karşılaştık. Ne bir pusula vardı elimde ne de önceden yürünmüş bir yolun izi. Sadece o tanıdık, o içsel çekim... ​Bir kedi sessizliğiyle sokuldun ömrüme. Mürekkebin izini sürerken, kaderin kendi elleriyle düştüğü bir derkenar gibiydin hayatımın en can alıcı sayfasında. İtirazsız, şerhsiz kabul edilmiş bir hakikat gibi... Bazen sayfalarca susup, tek bir noktanın ağırlığında anlaştık seninle. Zira biliriz ki; en ağır hükümler bile bazen en sessiz harflerle yazılır. ​Seni bulmak için hiçbir rotaya ihtiyacım yoktu. Çünkü sen, varılacak bir menzil değil; zaten hep yürüdüğüm o yolun ta kendisiymişsin.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Funda'dan...
Bir ters, bir düz... iki yüzlü insanlar...
Funda'dan...
Kimse gelmesin, kimse geçmesin... Tek birisi ile... bir ihtimalde bu şarkıyla dans... music.youtube.com/watch?v=dCEnXSF...
Müzik
Funda'dan...
​Bugün içimde tek bir renk yok; bir tuvale rastgele fırlatılmış boyalar gibi ruhum. Tutkuluyum kırmızı gibi, Dinginim mavi gibi, Neşe ile kaygı, karışığım sarı gibi, Umutluyum yeşil gibi, Gizemliyim mor gibi, Belirsizim gri gibi, Güçlüyüm siyah gibi.
Funda'dan...
Kitaplardan daha çok hayatın altını çizdim...