Kitap tamamen kurgusal olsa da Rahimi,yazma fikrini 2005 yılında yaşanan trajik bir olaydan almış:Genç Afgan şair Nadia Anjuman ,eşi tarafından öldürülür.Rahimi bu olaydan derinden etkilenir ve kadının sesini duyuramadigi bir düzende,felçli bir adamın başında kendi gerçekliğini anlatan kadın fikrini geliştirir.
Kitaba başladığım andan beri kadının yalnızlığı ve çaresizliği boğazımda düğüm oldu.Cihada giden ve vurularak felç kalan adam evin bir odasında yerde yatıyor ve sadece nefes alan biri artık.Kadın iki küçük kızıyla bu adamın başında bakıcı, hemşire,anne ,hizmetkar.Dışarıda bir yandan çatışmalar devam ederken kadının felçli kocasına söylediği sözler sadece bir "iç döküş" değil, birikmiş bir haykırış.
Kadın yıllar boyunca yutmuş,susmuş,sineye çekmiş.Ama artık çatlayan sabır taşının ta kendisi.
Kadın bu kitapta sadece kocasına değil,belki de bütün erkeklere,topluma,kurallara,normlara konuşuyor.Kitap bu anlamda hem bireysel bir hesaplaşma hem de evrensel bir isyan.Savaşın ortasında yıkılmakta olan bir evde, yıkılmamaya çalışan kadının sesi.Ben bu sesi duyduğum için bu kitabı unutamayacağım.