Aslında önce tarih sıralamadına göre Ulucamiyi anlatmam gerekti ama nasipte Mevlevihane varmış. Tarihleri de birbirine yakın ikisi de Saruhanbeyi İshak Çelebinin yadigarı. Mevlevihane, kitabesinden öğrenildiğine göre; Saruhan Bey’in torunu İshak Çelebi tarafından 1368-1369 yıllarında yaptırılmış. Mevlevihane, İshak Çelebi’nin 1366-1379 yıllarında yaptırdığı Ulu Cami Külliyesi’nin bir bölümünü oluşturmuştur. Bununla beraber Mevlevihane, külliyenin biraz uzağında bulunmaktadır.
Aslı kaybolan ve Fâtih Sultan Mehmed döneminde yeniden yazılan İshak Çelebi vakfiyesinde, Saruhan ili beyi İshak Çelebi’nin Manisa’nın en yüksek yerine bir ulucami ve medrese ile camiye eş mevkide, Mevlevîliği Batı Anadolu’da yaymak ve yaşatmak amacıyla bir mevlevîhâne yaptırdığı kaydedilmektedir. Vakfiyede belirtildiğine göre kuruluşunda mevlevîhânede bir şeyh, bir imam ve müezzin, bir nâzır, bir kayyım, bir kâtip, bir mesnevîhan, âyini okuyacak güzel sesli iki hânende görevlendirilecek, yemek işi için bir vekilharç ve bir aşçı görev yapacaktı. Manisa merkez nahiyelerinden Karaoğlanlı köyü ile Akcahavlı, Çatalkilise gibi köyleri ve timarları ile iki hamamın geliri ulucami, medrese ve mevlevîhâneye tahsis edilmiştir.
Mevlevîhâne, Saruhanoğulları devrinde olduğu gibi Osmanlı döneminde de faaliyetini devam ettirmiştir. Manisa’nın II. Selim’den itibaren şehzadelerin gönderildiği yegâne sancak merkezi olma geleneği Mevlevîler’ce de benimsenmiş, Konya’daki çelebinin yerine geçecek olan çelebi önce Manisa’ya şeyh tayin edilmiştir. Hem Osmanlıyı yönetecek padişah hem de konya mevlihanesinin başına geçecek kişinin yolu mutlaka Manisa'dan geçmiş ve Manisa uzun süre önemini korumuştur. Velhasılı kelam, Manisa güzel yer vesselam :)