Ya yaratılışımızı mümkün kılan, varlığımızı borçlu olduğumuz, yaratmasını devam ettiren Kudret iradesine uyum göstermeyi tek çıkar yol olarak kabul edeceğiz veya kendisi yaşamak için ihtiyaç içinde çırpınan, kendisine hiçbir şey borçlu olmadığımız, elinde tuttuğu imkanları bizim ve bizim gibilerin ezilmesi için kullanan birçok güce, birçok zorbaya, birçok zalime boyun eğeceğiz. Bu tercihi yapma dürüstlüğünü gösteren insanlar arasında, “Sen neden buradasın?” veya “Sen neden burada değilsin?” soruları teati edilmeyecektir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bazı insanlara galip gelme hevesinde olanlar, diğer bazı insanların kendi üzerinde galibiyet tesis etmelerini peşinen kabul etmezlerse hedeflerine ulaşamazlar. Yegane galip Allah’tır inancı taşıyanlar ise hükmetmeyi reddettikleri oranda hükmedilmeyi de reddetme imkanını elde tutarlar.
İnsan, yalnızlığı içinden türetiyor, insanların içini kaplıyor yalnızlık. Bu açıdan bakılınca,
Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı
diyen Fuzûli’nin değil de,
Ey yalnızlık, benim yegane yoldaşım!
diyen Antonio Machado’nun gerçek anlamıyla yalnızlık içinde olduğunu anlıyoruz. Doğrucası, yalnızlık sahip çıkılan, ancak sahip çıkıldığı zaman yalnızlık olabilen bir şeydir; insanın kaçınılmaz bir süreç sonucunda sürüklendiği ve dış şartların dayattığı “tek başınalık”tan, “bir kişi kalmak”tan, “kimsesizlik”ten, “gariplik”ten farklı, hem çok farklıdır.
Acaba insanın hep korku ve tedirginlik içinde olmadan yürüyebileceği bir yol var mı? İnsan hem haklı olduğunu, doğru davranış içinde olduğunu bilip hem de güvenlik içinde bulunabilir mi?