"En güzel isimler" zatı bir, esması çok olan Allah'ındı. Her şey onun ismiyle başlıyordu: Bismillah. "İster Allah deyin, ister Rahman deyin" diyordu ayet. Mana bir isim çoktu.
Niyesi yok. Söz sitem. Söylemesem sitem, söylesem sitem. Söyleyen söylemiş zaten, "Aklın düzenlediği defterleri aşk ateşe verirken", geriye bir avuç kül bile kalmıyorken ve kaybedecek bir şey de kalmamışken.
Her şey gibi aşk da O'nun güzel isimlerinden birinin yansımasıydı sadece. Ve her yansıma gibi yansıtıcı aynanın mahiyeti yansımanın mahiyetini değiştiriyordu.
Aşkı ve dahi onu kalbinde taşıyacak olanların tümünü yaratan kuşku yok ki; aşıklar, gerçek aşkın mahiyetini ve kaynağını önünden bulutlar çekilen dolunay gibi fark etsinler diye, birbirlerine bitimsiz bir aşkla bağlanmasınlar diye, aşkı bitimli kılmıştı. Bitmemesi aşkın, ancak onu yaratanın fark edilmesi anlamına geliyordu. Çünkü bitimsiz olan sadece O'ydu.