Hayret edeni alıklığa düşmekten ne kurtarır? Tercih. Akıllı adam diye neyin hayrete şayan olduğunu seçebilen kişiye diyeceğiz. Cenab-ı Hak tarafından indirildiğine inanmadıkları halde Kur’an karşısında hayretini gizleyemeyen müşrikleri hatırlayın. Kur’an-ı Kerim’in özelliklerine hayret ettiği halde İslâm’ı seçmeyen kimse alıklığını “muhafaza” etmede ısrarlıdır.
Günümüz anlamın arandığı, anlamın açığa çıkarılması uğruna çaba harcanılmasının değer kazandığı bir çağ değil. Anlam-Değer bağının önemsendiği zamanları yaşadı insanlık. Nebilerin, resullerin dünyada bulundukları zamanlar bu zamanlardı. Anlam-Değer bağının önemsenmesine vesile olan âlimler de bu işi nebilerle, resullerle kurdukları veraset bağı sayesinde gerçekleştirebildiler. Günümüzde “anlam” para etmiyor.
Kim olursak olalım sadece bir tek alanda tercih yapmaya güç yetirebiliriz: Kaderimize razı olmak veya kaderimize itiraz etmek. Birinci şıkkı seçip takdire rıza göstermişsek ne için yaratıldığımızı da keşfetmişiz demektir. Kaderinize itiraz ettiğiniz zaman yaratıldığınızı da inkar etmiş olursunuz.
Bir muamma olarak doğdum ve bir bilmece olarak öleceğim. İlk duyuşta insanın tuhafına gidebilecek bu sözleri caka satmak, kendimi cilalı göstermek maksadıyla söylemiyorum. Zaten cakaya, cilaya medar olacak derecede havalı bir durumu işaret etmedim. Çünkü bir muamma olarak doğmak ve bilmece olarak ölmek benim şahsıma mahsus değildir. Evet, yalnız ben değil, her bir insan dahi tıpkı benim gibi bir muamma olarak doğar ve bir bilmece olarak ölür.