tüm mülteci, sığınmacı ve göçmen çocuklara;
yolculuğunuz nerede başlamış olursa olsun,
vardığınız toprakların sizi hak edecek kadar güzel olması dileğimle...
"Sana ne olacağını soruyorsun, öyle mi? Bunca yıldır bütün çabamın, sana öğretmeye çalıştığım her şeyin amacı, seni bu soruyu asla sormayacak biri yapmaktı!"
"Biliyorsun, baçem, senden gerçekten hoşlandım. Sen efendi bir çocuksun, buna içtenlikle inanıyorum, ama..." İçini çekti, bir elini salladı. "Efendi çocukların bile bazen öğüde ihtiyacı olur. Dolayısıyla, sana bu pazardakilerden hiçbir farkın olmadığını anımsatmak, benim görevim." Sustu. Anlamdan yoksun gözleri, gözlerime çivilendi. "Gördüğün gibi, buradaki herkes bir masalcı." Gülümsedi, kusursuz dişlerini sergiledi. "Babana saygılarımı ilet, Emir can."
Deniz havası gerçekten de tuz mu kokardı? Hasan'a, bir gün yosun kaplı bir kumsalda yürüyeceğimizi, ayaklarımızı kumlara gömeceğimizi ve ayak parmaklarımızı kaplayan, sonra da çekilen suyuv seyredeceğeimizi söylerdim hep. Pasifik'i ilk gördüğümde, ağlamamak için kendimi güç tuttum. Çocukluğumun sinema perdelerindeki kadar engin ve maviydi.