İnfak acıtır, zordur. Ama zor olup acıtmasının sebebi nifakı sökmesidir. İşte tam da bu sebepten sahabe infak olarak canlarını acıtan şeyleri vermişlerdir. Çünkü acıtmayanı infak olarak görmemişlerdir. Kırkta bir zekatını vermek cimrinin işidir deyip kendileri sürekli infakta yarışmışlardır. Zira iman budur, her konuda Allah için yarışabilmenin adıdır. Bu yüzden ayetlerde: "Müslüman malıyla ve canıyla cihat edendir." ifadesi ile Müslüman'ın vasıfları sıralanmıştır.
"İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat eden kimselerin mertebeleri, Allah katında daha üstündür. Işte onlar, başarıya erenlerin ta kendileridir."
" Ey Allah'ın Resulü(sav)! Ebubekir ve Ömer gelince halinizi hiç değiştirmediğiniz halde, onlarla görüştünüz. Ama Osman gelince kendinize çeki düzen verdiniz. Sebebi nedir? " diye sordum. Dedi ki: "Kendisinden meleklerin hayâ duyduğu bir kimseden ben hayâ duymayayım mı?"
Zamanında Osmanlı medreselerinde yetişmiş bir âlime sorarlar: "Hoca Efendi! Siz gördüğünüzü, duyduğunuzu unutmuyor, kaç yıl öncesinin meselesini dün gibi anlatıyorsunuz. Nasıl oluyor bu iş?" Hoca cevaben: "Bize Osmanlı medresesinde ilimden önce yolda nasıl yürünmesi gerektiğini öğrettiler. Yani gözlerimize ne alacağımız bile ruhsatla geçer. Biz önce bunun terbiyesini aldık." der.
Günümüzde ise bizler hava durumunu bile izleyecek olsak karşımıza çıkan haram görüntüler ile zihnen kirleniyoruz. Bunun neticesinde de zihnimiz, okuduğumuzu aklımızda tutamayacak kadar dağılıyor. Çünkü İmam-ı Şafii'nin dediği gibi: "Haram nazar nisyan veriyor." Yani haram bakışlar unutkanlıklara sebep oluyor, bildiklerimizi bize unutturuyor. Ama emin olun eğer bizler gözümüzü haramdan korursak Allah da Kalbimizi koruyacaktır ve sürekli infiale uğrayan duygularımız karışmayacaktır biiznillah.
Şeytan kişiye haramlara düşürmek için ilk oklarını gözlere atar ve kul gözünü haramdan, kulağını gıybetten, dedikodudan ne ölçüde korursa Allah'ta aynı ölçüde onun kalbine sahip çıkar. Ruhundaki karışıklığı giderir, kalbini sükunete erdirir. Işte bir insan, yüreğini kötü duygulardan, azalarını kötü hallerden arındırmak istiyorsa Osman b. Affân'ı örnek alması gerekir.
Sen Allah'ın Yoluna gidecek, O'na(cc) vasıl olacak imkanlar bulamıyorsan, sürekli gerekçelerin var ve bu gerekçeler çok mantıklı gerekçelerse demek ki senin Allah'a güvenin ve inancın eksik demektir