Söz Vermek G*t Vermeye Benzemez
En büyük takıntım insanların ağzından çıkan sözleri yerine getirmesidir. Yapamayacağınız sözler vermek gerçekten insanların sürekli yaptığı şeyler. "Söz vermek g*t vermeye benzemez siz alışmışsınız g*t vermeye" dediğim için onlarca instagram hesabım kapandı. Dün bir tanesi daha kapandı. Bakalım buralar ne kadar dayanıcak bana
Yaptığımız her seçim, bir şeylerden vazgeçişimize açılan bir kapı. Bile bile, göre göre kalp kırıklığını seçtiğimizde; gülümseyen yüzümüzden ve içimizdeki ışıktan vazgeçmeye başlarız. Hayatımız biricik… Her gününü gerçekten yaşamak, yaptığımız seçimleri cebimize koyup yolumuza devam etmek bizim elimizde. Işığımızı yeniden ortaya çıkarmak da öyle. Bu yol bize özel; kimsenin ışığınızı söndürmesine izin vermeyin. Ruhunuzun size ait olan parçasını yeniden hatırlayın. G.
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Güneşin batışını seyrediyorsun İpek kirpiklerini ıslatarak Yüreğimdeki gemiler yosunların arasından sürüklenirken Gökyüzünün derinliklerini kalbinde hissediyorsun. — g.orhanlı
Şiir
Ş S G Ş

Serkan KAYA

@Leibnizsirius
·
1 Kişi daha eklendi. Bir insan hem imanlı hem zeki davranabiliyormuş Ve bana en yaklaşan isim oldu.. Öyle gibi duruyor yani bende şaşırdım
yüzümdeki mor şiir
ya karaya vuruyorum ya da dalgaya. herkesin bildiği bir ağrı olan bu yaşamak kavramı yerini yadırgayan eşyalar gibi hep dışına itiyor beni ruhi bey. korkularımı yenmek için yenilmem gerekiyor, kalbime dokunmak için onu deşmem, uçmak için mezar kazmam gerekiyor. burada olmanın zihnime sapladığı o bıçağı tutanın gözlerinden habersiz silip kınına koyuyorum her gece. bir sabah kahvaltısındaki peynir ile rakı masasındaki peynirin bile aynı ağırlıkta olmadığı bu adaletsiz dünyada; yeni sayfalar açmaktan ellerinin işlevini unutan o insanların adaletten bahsetmelerini anlamaya çalışıyorum. biz gerçekleri hayallerle aldattıkça o kın hep boş kalacak. durup durup bütün gürültüleri terketmek hissi ile doluyorum ama taşmanın gürültüsünden de sakındığım için dolduğumla kalıyorum. taştığım da oluyor bazı geceler de. ben reflekslerimi gözyaşlarımı havada tutarak geliştirdim ruhi bey. damlaya damlaya kurudum, damlaya damlaya içim çöl oldu. masa mıdır yoksa ellerim mi sırıtan şu son kadehimin yanında bilmiyorum ama ikisini de dağıtmak istiyorum. ikisini de dağıtmak istiyorum gözlerini üzerimden almayan şu karşı duvarda ve tenimin her yerini işgal eden şu karanlıkta. bir uçurumun hakkını vermek için bir adım fazladan atmak gerek, uçmanın hakkını vermek için ayağımızın altındaki tabureye uygulanacak ufak bir güç yeter, insanız; neden açık unutmayalım ki tüpü ve kimse öpmeyecekse bileklerimiz ne için var? insanız; hayattan alamadığımız cevapları ölüme yöneltiyoruz. çünkü hep en arka sırada oturuyor. en arka sırada, baştan aşağı aykırılığıyla. bir sürü acıdan geçtim ama bu değildi şikayetim ruhi bey; bir sürü acıdan gençtim.. youtu.be/ygotTM_4x-g?si=...
Ç𝙞𝙡𝙚 𝙀ş𝙞ğ𝙞𝙣𝙙𝙚 𝘽𝙞𝙧 𝘿𝙖ğ
(𝙈𝙪𝙝𝙖𝙢𝙢𝙚𝙙 𝘼𝙩𝙖𝙡𝙖𝙮) İnsanın dünya sürgünü üç fasıldan ibarettir: Çocukluk, gençlik ve yaşlılık... Nihayetinde herkes Yaradan’a, yani asıl ait olduğu mutlak merkeze döner. Mesele, bu üç faslın takvimini nasıl doldurduğundur. Bir erkek çocuk, evlenip baba olana kadar hayatın hamlığından geçer; o yollar zorluk ve meşakkattir. Fakat baba olmak, o çile eşiğinden atlamaktır. O eşikten sonra adam; gecenin ayazına, çölün sıcağına bakmadan, bıkmadan ve usanmadan rızık peşinde koşar. İşte 'baba', o rızkı hem ekmek hem de bir şeref bilip evladına taşıyandır. Hayatın ağır yükünü omuzlarında sarsılmaz bir kale, dik bir dağ gibi taşıyan; geceyi gündüze rehin veren o büyük adama bir vefa borcum var: Ona sadece dünyalık bir mirasçı değil, ötelerde de alnını ak edecek 'Salih bir evlat' olabilmek... Babalar Günün kutlu olsun, mekânın ebedî cennet olsun inşallah. Bu mukaddes yükü taşıyan tüm babaların gününü kutlar, hürmetle ellerinden öperim.